TBMM’de Zeytinliklerin Madenciliğe Açılması Tartışması
CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen ve zeytinlik alanların madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören torba yasa teklifine sert tepki gösterdi. Arpacı, teklifin yalnızca doğayı değil, tarımı, turizmi ve gelecek nesillerin yaşam alanlarını da tehdit ettiğini söyledi.
“Yasayı Delmek İçin Koordinatlı Talan”
Zeytin Kanunu’nun defalarca delindiğini hatırlatan Arpacı, bu kez farklı bir yöntem izlendiğini belirtti:
“Geçmişte defalarca delmeye çalıştığınız Zeytin Kanunu’nu bu sefer koordinatlar vererek delmeye çalışıyorsunuz. En azından tüm Türkiye’de talanın önüne geçilecekmiş gibi görünüyor ama yarın başka bir bölge için koordinat belirlemeyeceğinizin garantisi ne?”
Arpacı, torba yasanın ardında doğa değil, şirket çıkarları olduğunu vurguladı:
“Bu yasa, doğayı, tarımı, turizmi, zeytinliği ve çocuklarımızın geleceğini birkaç şirketin çıkarına feda ediyor. Elinizi vicdanınıza koyun, bu yöntem için mi bu Meclis’teyiz? Kapalı kapılar ardında pazarlıklarla mı kanun yapıyoruz?”
“86 Bin Ağaç Bir Kalemde Feda Ediliyor”
Yasayla birlikte on binlerce zeytin ağacının yok olacağına dikkat çeken Arpacı, “Taşırız” söyleminin gerçekçi olmadığını belirtti:
“86 bin zeytin ağacı taşınacak deniyor. Peki nereye? Nasıl? Kim taşıyacak, kim denetleyecek? Dikmekle orman olmuyor, taşımanın yanlış yapılması durumunda zeytin ağaçlarının sadece gölgesi kalır, verimi kalmaz.”
“Bu Yasa Halkın Değil, Sermayenin Lehine”
CHP’li vekil, teklifin kamu yararını değil, özel çıkarları öncelediğini savundu:
“‘Sökülenin yerine iki kat zeytin dikeceğiz’ diyorsunuz. Bu söylem vicdanları rahatlatmaz. Kömürün tonundan bahsediyorsunuz, milyar dolar hesapları yapıyorsunuz ama doğayı, insanı, arıyı, balı, suyu göz ardı ediyorsunuz.”
“ÇED Süreci Zaten Formaliteydi, Şimdi Daha Da Kısalıyor”
Arpacı, teklifin sadece 11. maddesiyle sınırlı olmadığını belirterek, ilk dört maddenin de çevre adına tehlikeli düzenlemeler içerdiğini söyledi:
“ÇED süreçlerinin kısaltılması, orman alanlarının MAPEG’e devredilmesi, acele kamulaştırma yetkisi tanınması… Bunların her biri doğaya ve köylüye karşı açık tehdittir.”
“Zımni Onay Hukuka da Ahlaka da Aykırıdır”
Zımni onay sisteminin sakıncalarına da değinen Arpacı, kurumların sessiz kalması halinde onay verilmiş sayılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi:
“Bu, bürokratların baskı veya çıkar ilişkileriyle görüş bildirmekten kaçınmasına neden olur. İliç’te yaşanan maden faciası ortadayken, izleme ve kontrolün sağlıklı işlemediği çok açık.”
“Bu Yol, Yol Değil!”
Arpacı konuşmasının sonunda, torba yasanın geri çekilmesi ve tüm paydaşların yararına olacak yeni bir yol haritası çizilmesi çağrısında bulundu:
“Doğayı, zeytini, ormanı talan eden bu yasayı geri çekelim. Santral işçileri de üretici köylüler de çevreciler de rahat etsin. TBMM olarak ağaca, insana ve ülkenin geleceğine sahip çıkalım.”



