Küresel Gelişmeler ve Jeopolitik Riskler
Sözkesen, yılın ikinci çeyreğinde dünya genelinde ekonomiyi etkileyen pek çok önemli gelişme yaşandığını ifade etti. Orta Doğu’da İran-İsrail gerilimi ve Suriye’deki belirsizliklerin, enerji tedarik zincirlerinde ciddi endişelere yol açtığını belirtti. Enerji maliyetlerinde yaşanan dalgalanmaların üretici ve ihracatçı firmalar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Ayrıca, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz indiriminde temkinli davranmasının gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişlerini yavaşlattığını ve bu durumun Türkiye gibi dış kaynaklara ihtiyaç duyan ekonomilerde kırılganlığı artırdığını kaydetti.
Türkiye Ekonomisi: Enflasyon, Faiz ve Krediye Erişim
Türkiye’de enflasyonda sınırlı da olsa bir yavaşlama gözlemlendiğini belirten Sözkesen, Haziran ayında TÜFE’nin yıllık bazda %35,05 olarak gerçekleştiğini, Merkez Bankası’nın yıl sonu tahminini ise %29,9’a çektiğini aktardı. Ancak reel sektörde maliyet baskısının devam ettiğine dikkat çekerek, özellikle hizmet sektöründeki fiyat artışlarının işletmeleri zorlamayı sürdürdüğünü söyledi.
Faiz politikasına da değinen Sözkesen, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ikinci çeyrek boyunca politika faizini sabit tuttuğunu ancak 24 Temmuz’da yapılan Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranını %46’dan %43’e düşürdüğünü hatırlattı. Buna rağmen kredi faizlerinin %60’ların üzerinde seyrettiğini ve firmaların yatırım yaparken daha temkinli davranmak zorunda kaldığını belirtti. Sözkesen, finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların, şirketlerin öz kaynaklarına yönelmesini zorunlu kıldığını vurguladı.
Döviz ve Sanayi Verileri
İkinci çeyrekte Türk Lirası’ndaki değer kaybının sınırlı kaldığını ifade eden Sözkesen, Haziran sonunda doların 40 TL, euronun ise 46 TL seviyesinde olduğunu söyledi. Kur oynaklığının azaldığına dikkat çeken Sözkesen, yine de içerideki yapısal reformlara dair beklentilerin ve küresel belirsizliklerin baskı unsuru olmaya devam ettiğini kaydetti.
Sanayi üretimi cephesinde çelişkili veriler gözlendiğini belirten Sözkesen, Nisan ayında düşüş, Mayıs’ta artış yaşandığını; Haziran’da ise kapasite kullanım oranının %74,6’ya gerilediğini ifade etti. Artan üretim maliyetlerinin, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü olumsuz etkilediğini ve dış siparişlerde daralma yarattığını dile getirdi.
Dış Ticaret Dengesi ve İş Gücü Piyasası
TÜİK’in açıkladığı dış ticaret verilerine göre, 2025’in ilk yarısında ihracat %4,1 artışla 131,4 milyar dolara, ithalat ise %7,2 yükselişle 180,9 milyar dolara ulaştı. Sözkesen, ihracat artışının büyük ölçüde emtia fiyatlarındaki yükseliş ve euro/dolar paritesindeki değişimlerden kaynaklandığını belirtti. İhracat miktarları azalsa da fiyatların artması, toplam rakamlarda yükseliş etkisi yarattı.
İşsizlik oranının %8,2 seviyesinde olduğunu ifade eden Sözkesen, genç işsizliği ve kadın istihdamındaki sorunların devam ettiğini vurguladı. Özellikle tekstil sektöründe 2025 başından bu yana 300 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını belirtti. İşverenlerin üzerindeki vergi ve SGK yükünün hafifletilmesi gerektiğini savunan Sözkesen, mesleki eğitimin istihdamla daha güçlü bağ kurmasının şart olduğunu söyledi.
Girişimcilik ve Ekonomik Reform İhtiyacı
Sözkesen, girişimcilik ortamına da değinerek, ikinci çeyrekte 7 binden fazla yeni şirket ve kooperatif kurulduğunu ifade etti. Ancak faiz oranlarının yüksek seyretmesi nedeniyle hem yurtiçinde hem globalde girişimlere aktarılan sermayenin sınırlı kaldığını belirtti. Teknoloji, yazılım ve sürdürülebilirlik odaklı iş fikirlerinin öne çıktığını, özellikle genç girişimcilerin çevreye duyarlı projelere yöneldiğini memnuniyetle gözlemlediklerini dile getirdi.
Sonuç ve Öneriler
DEGİAD Başkanı Kemal Sözkesen, Türkiye ekonomisinin halen büyüme hedefi ile enflasyonla mücadele arasında denge kurma çabası içinde olduğunu ifade etti. İş dünyası için bu dönemin; mali disiplin, müşteri risk yönetimi, üretim verimliliği ve stratejik karar alma becerilerini zorunlu kıldığını söyledi.
Sözlerini tamamlarken, ekonomik güvenin, hukuk devleti ilkesinin ve toplumsal huzurun yeniden inşasının öncelikli hedef olması gerektiğini vurgulayan Sözkesen, “Kurallı, şeffaf ve öngörülebilir bir ekonomi modeli, Türkiye’yi hem yerli hem yabancı yatırımcılar açısından cazip hale getirecektir” dedi.



