Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

“Ticaret Savaşlarını Biz Başlatmadık, Ancak ABD’den Korkmuyoruz”

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Amerikan ekonomisini koruma amaçlı Çin başta olmak üzere dünyanın önemli ekonomilerine karşı devreye aldığı koruma tedbirleri ‘Ticaret Savaşları’ olarak nitelendirilip, dünya gündeminde sıcaklığını korurken, Çin Halk Cumhuriyeti İzmir Başkonsolos Vekili Ni Xiaojing, Çin tarafının savaş istemediğini, ticaret savaşlarını başlatan taraf olmadıklarını ancak ABD’den de korkmadıklarını, ABD’ye karşılık verdiklerini kaydetti.

Dünya global bir hal aldığı için Çin ile ABD arasında yaşanan ticaret savaşları tüm ülkeleri ilgilendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen, “Ticaret Savaşları: Söz Çin Tarafında” isimli toplantıda konuşan Xiaojing, ABD’nin yalnız kendileriyle değil tüm dünyayla ticaret savaşına girdiğine dikkat çekti.

Çin’in savaş istemediğini söyleyen Xiaojing, “Ticaret savaşlarının kazananı yoktur. Hatta başka ülkeler de bundan zarar görebilir. Çin savaş istemiyor. ABD’nin yaptığı DTÖ’nün kurallarına aykırı. Bir savaşta neden olması gerekir. Ama biz neden göremiyoruz. Ama karşı önlemimizi de aldık. Aldığımız önlemlerle ABD’ye karşılık veriyoruz. Biz istişare ve diyalog yoluna girilmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Başkonsolos Vekili Xiaojing, Çin’in, 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olduğunu belirterek, “Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun hareket ediyoruz. 1978 sonrasında Çin’in yürüttüğü ekonomik reform sayesinde Çin ekonomisi yıllık yüzde 9.5 büyüdü. 700 milyon insanı fakirlikten kurtardık. Çin 2017’de ihracatta 1. olurken, ithalatta 2. konumda. 120 ülkenin en büyük ekonomisine sahibiz” dedi.

Çin önümüzdeki 5 yılda 10 trilyon dolar ithalat yapacak

Kasımda Shangay’da ithalat fuarı olacağını söyleyen Çin Halk Cumhuriyeti İzmir Başkonsolos Vekili Xiaojing, “Karşılıklı kazanmak istiyoruz. Bu fuara sizlerin de katılmasını istiyoruz. 2017 yılında Türkiye Çin’e 3.8 milyar dolar ihracat yaptı. Türkiye’nin Çin’e ihracatında yüzde 36 artış oldu. Çin’in Türkiye’ye ihracatı ise yüzde 9’luk artışla 18.1 milyar oldu. Türkiye’nin ihracatı daha fazla artıyor. Uzun vadede dış ticaret açığını azaltabilirsiniz. Seneye Türkiye deki fuarlara Çinli firmaların katılması için çalışmalar yapıyoruz” dedi.

Xiaojing, Türk firmalarına e-ticaret alanında iş birliği yapmalarını tavsiyede bulunarak konuşmasını şöyle tamamladı:

“Çin’de e-ticarette 500 milyon insan alışveriş yapıyor. 1.2 trilyon dolar işlem hacmimiz var. E-ticaret alanında iş birliği yapabiliriz. Çin’e mal sattığınızda uzun vadeli iş birliği kurmalısınız. Maden, kuru incir, bal, zeytinyağı, kiraz, kuru meyve gibi ürünler potansiyele sahip ürünler. Çin dünyadaki tüketimin yüzde 25’ini yapıyor. Çin reform yapmaya gelişmeye açık bir ülke. Ekonomik savaşlardan dolayı küresel zorluklar yaşanacak. ABD-Çin arasında 560 milyar dolar ticaret hacmi var. 280 milyar dolar ABD açık veriyor fakat ABD şirketleri Çin’de yılda 400 milyar dolar kazanıyor. Çinli öğrenci ve turistlerin ABD’ye yıllık bıraktıkları 51 milyar dolar bu hesaba dahil değil. Önümüzdeki 5 yılda 10 trilyon dolar ithalat yapağız. Biz dünyaya sadece ihracat yapmıyoruz. Ayrıca ciddi şekilde dünyadan mal alıyoruz.”

Eskinazi: “Bir ticaret savaşının kazananı olmaz”

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ise; yaklaşık 700 milyar $’lık ticaret hacmine sahip ABD ve Çin’in karşılıklı misilleme olarak aldıkları gümrük vergisi artırma kararlarının ticaret savaşları olarak tanımlandığını, ticaret savaşlarının sadece Çin veya ABD’yi değil içinde Türkiye’nin de olduğu pek çok ülkeyi etkilediğini kaydetti. Eskinazi, “İki ülke arasındaki ticari gerilimin en fazla tarım, motorlu araçlar, enerji, teknoloji ve bankacılık piyasasının etkileyeceği düşünülse de maalesef tüm sektörler bu olumsuzluktan payını alıyor… Birçok malın üretimine katılan unsurlar bilhassa teknoloji sektörü dikkate alındığında küresel piyasalarda da bir belirsizlik ve risk durumu ortaya çıkarabilir hale geliyor, bu da ticareti olumsuz etkileme potansiyeline sahip bir durum. Bir ticaret savaşının kazananı olmaz. Bu nedenle önemli olan en az zararla bu global sürecin içerisinden çıkabilmektir” diye konuştu.