Tahliye süresinin dolmasının ardından sabah saatlerinde bölgede hareketlilik yaşandı. Polis ekipleri bina çevresinde güvenlik önlemi alırken, giriş ve çıkışlar kontrollü şekilde durduruldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ekipleri içeride tespit çalışmalarına başladı.
İnan: “Hukuki süreç işletiliyor”
AK Partili İnan, yaşanan tartışmaların hukuki zeminde yürütüldüğünü belirterek, kamuoyuna yansıyan tepkilere sert sözlerle karşılık verdi. İnan, bağımsız yargının tahliye yönünde verdiği kararların uygulanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
İnan açıklamasında, mülkiyetin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olduğunu vurgularken, sürecin “hukuk çerçevesinde ilerlediğini” savundu ve bazı çevreleri “çifte standart” uygulamakla eleştirdi.
İnan açıklamasında sert ifadeler kullandı.İşte o sözler;
“Sabahın ilk ışıklarıyla koparılan “şafak baskını, malımıza çökülüyor” yaygarasının ardında bir mağduriyet değil, bir hukuk tanımazlık yatıyor.
Eski DGM binaları olan bu tarihi miras, aslında devletin kurumu Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tapulu malı.
Ancak içeridekiler, bağımsız yargının tam üç kez verdiği tahliye kararını ellerinin tersiyle iterek açıkça işgalcilik yaptı.
İstanbul’da mahkeme kararı bile olmadan gençlere hizmet eden onca kurumu kapı dışarı edenler, konu İzmir olunca kendi ülkelerinin kurumuna sanki bir “Yunan vakfıymış” gibi düşmanca bakacak kadar çifte standart uyguladılar.
Sahnede “İzmir’in malı İzmir’de kalmalı” naraları atanların sicili ise bambaşka bir gerçeği fısıldıyor.
Çok değil, yakın bir geçmişte aynı kişiler, bu tarihi mirası ihalesiz ve bedelsiz bir şekilde İSTANBULLU BİR VAKFIN kullanımına sunmaya kalkmıştı.
İzmir’in malını adeta uçurumun kenarından alan ve bu hukuksuz işleme “dur” diyen ise AK Parti kadroları oldu.
Yani geçmişte İzmir’in malını başkalarına altın tepside peşkeş çekmeye kalkıp yargıdan dönenlerin, bugün utanmadan “malımıza çökülüyor” demesi tam bir ikiyüzlülüktür!
Eğer bugün o mal İzmir’de kalıyorsa, geçmişte sergilenen o kararlı hukuki mücadele sayesindedir.
Artık o tarihi kapılar, işgalciler için değil, İzmir’in pırıl pırıl gençleri için açılacak.
Burası, üniversite öğrencilerine hizmet eden, şehre yakışır yepyeni bir eser olacak.
Bu hikayenin sonunda, o sahte kahramanlara verilecek tek bir nasihat var: Haddinizi bilin!
İzmir’in değerlerini gerçekten düşünüyorsanız, önce kendi belediyelerinizdeki kamu kaynaklarının şahsi menfaatlere ve gayrimeşru ilişkilere kurban edilmesini engelleyin.
İzmir’de belediyeler, CHP’lilerin sevgililerine değil, İzmirlilere hizmet etmeli!
Çünkü Ziya Paşa’nın da dediği gibi:
“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”
Sizin lafınıza değil geçmişteki tüm sicili bozuk işlerinize bakan İzmirliler, bu çifte standardı ve hukuk tanımazlığı asıl şimdi unutmaz!”
Belediyeden karşı çıkış
İzmir Büyükşehir Belediyesi cephesinde ise uygulamanın hukuka aykırı olduğu görüşü dile getirildi. Belediye yetkilileri, tahliye işleminin durdurulmasını talep ederken, sürecin yargı ve idari açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Süreç nasıl başladı?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımında bulunan ve daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen dört yapı, son dönemde yeniden tartışma konusu oldu. Bu kapsamda özellikle Meslek Fabrikası binası üzerinden yürütülen tahliye süreci kamuoyunun gündemine taşındı.
Tahliye için verilen sürenin dolmasıyla birlikte sabah saatlerinde uygulama başlatıldı. Bina içerisinde belediye yöneticilerinin bulunduğu, dışarıda ise çeşitli meslek örgütü temsilcilerinin toplandığı bildirildi.
Gerilim sürüyor
Bölgede incelemeler devam ederken, tarafların karşılıklı açıklamalarıyla tartışmanın büyüdüğü gözlendi. Sürecin yargı ve idari kararlarla nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.
Kaynak:Son Mühür



