Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Acı ile Baş Etme Yolları

Bu haberin fotoğrafı yok

 

Acı nedir sizce? Ne akla gelir acı deyince? Durdum, düşündüm. Acı nedir ki dedim kendimce? Hep sordum, çok dinledim, etrafıma baktım ve bir çoğunu da yaşadım, gördüm. Sonra döktüm kağıda sessizce…

Kimine göre bir kesik, küçük bir yara; kimine göre ayrılık ya da bir kayıp. Her türlü kayıp sayılabilir. Arkadaş, eş, iş, mevki ya da mal mülk kaybı gibi daha bir çok kayıp… Onlar da acı mı ki demeyin! Her şey acı sayılabilir, onu sadece o acıyı yaşayana sorun. Hiç bir acıyı küçümseyemem ben, sıralayamam da ama sanki bazıları biraz daha fazla mı acı ne… İşte en büyük acılardan bir tanesi de ölüm! Geri dönüşü olmayan bir yolculukta seyahat eden kişi için, huzura erişecek inancına sahip olsak da; geride kalan için büyük bir acıdır birinin ölümü… Ölümün anlamı da yoktur, zamanı da ve her ölüm çok erkendir bu acıyı yaşayana… 

Acının her hali kötüdür elbet ama acı, bazen de güçlenmek için yaşanılan bir durumdur aslında. İnsanı önce düşürür, yerlerde süründürür; sonra ders verir ve sonrasında da öyle bir büyütür, öyle bir olgunlaştırır ki kişiyi, kişi bile inanamaz kendi haline. Bu hayatta var olduğuna ve gücüne inanmaya, o an başlar. Çünkü hayatta en dibe düşüp, yerden desteğini almıştır o. Tabii ki en yükseğe zıplayacaktır artık. Ama acısını bu bakışla görüp ve sonrasında ardına alabilen, yani bunu başarabilen bunu yapabilecektir. 

Yaşla ilgisi var mıdır bu bakış açılarının, bilemedim. Ama şunu söyleyebilirim ki acıyı yorumlayışımızda, yaşadıklarımızın yani yaşanmışlığın çok ilgisi vardır. Öyle ya da böyle, ne kadar korunup tedbir alsak da, ne kadar ben yaşamamalıyım deyip kaçsak da, bu acılar, yaşamımızın bazı dönemlerinde bizi kovalayıp yakalar.

Tabii ki tarifi olmaz acının. Yüreği yakar, insanı derinden yaralar. İzi vardır acının ve izi bir şekilde kalır yaşayanda. Genelde geceleyin ve sessizlikte, bir yoklar insanı, sonra yine susar, unutulmayı bekler… 

Acı o an yaşanmalı aslında sonuna kadar, hissedilmeli en derinden bedenin her zerresinde. Ama ne kadar yaşanırsa yaşansın, yine de acı derin bir boşluk hissi yaratır kişide. Ama ben derim ki, yerini şöyle dolduralım. İyilikle ve güzellikle… Travmalarımızı anıya çevirmeye çalışalım mesela. Hem anılar ne güne duruyor? Kötü de olsa anılardan zarar gelmez bize. 

Şu açıdan da bakarsak; öyle güzel bir zihnimiz var ki bizim, bize hem yaşanmışlıkları unutturmuyor, hem de onları unutmak için bir çok seçenek yaratabiliyor. Acılar yaşıyorsa ve o acıları biz yaratmışsak daha kolay işimiz aslında, ama acıları halı altına süpürmüşsek, üstünden biraz zaman geçmişse ve o acılar bizim dışımızda başkaları tarafından yaratılmışsa, burada hayal gücümüze biraz iş düşüyor. Siz hayal dünyanızı keşfettiniz mi hiç? Orada tamamen özgürüz, yaşayıp yaşatabiliriz her şeyi istediğimiz gibi…

Tabii ki ağlayacağız, kimse ağlama diyemez bize. Bizim yasımız bu ve sonuna kadar saygı duyulacaktır. Elbette üzüleceğiz ve biliyorum ki çok özleyeceğiz o günleri… Özleyelim, bu bir sorun değil ki, özlemek haktır zaten bize. Ancak gelelim sonrasına… Evet bütün bu olanlardan sonra her şey bizim elimizde ve sonrası bizim seçimimiz. 

Bir kez çıkıyoruz biz hayat denen bu yolculuğa ve bu yolculuğun ne zaman biteceğini hiç birimiz bilmiyoruz. Elbet acılar yaşanmalıdır en derinden ama yerinde ve zamanında… Sonrası mı? O güzelim hayatımızın da yaşanacağı unutulmamalıdır bence. Ben hiç bir acının sonsuz olmadığını bilir, elbet bir gün geçeceğini söylerim. Her gecenin bir sabahı varsa, karanlık da aydınlığa elbet ulaşacaktır. Sadece vadesi vardır ve dolmayı bekliyordur…

İlay YENİÇERİ