Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Zehra Başkaya Çavdar

Deprem Kaderiymiş

“Doğum tarihim 22 Şubat 2006, normalden 10 gün erken doğmuşum…”

Bir günlük tutsaydı böyle yazardı herhalde doğumu ile ilgili olarak.

Bu tarihi hatırlamaya bilirsiniz; 21 Şubat 2006’da Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 5,9 büyüklüğünde bir deprem oldu. Maden ve Sivrice ilçelerinde 1927 konutta hasar meydana geldi. Miraç Dişli’nin doğduğu ev de bunlardan birisiydi. Depremin oluşturduğu stresten dolayı annesi Pınar, 10 gün erken doğum yapmış ve oğlu Miraç dünyaya gelmişti. Her şeye rağmen sağlıklı bir bebekti, deprem korkusunu bir kenara bırakıp sağlıklı bir çocuk olarak büyüyordu. Ta ki, 24 Ocak 2020 Cuma gününe kadar.

Bu tarihi hatırlarsınız herhalde, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde bir deprem daha oldu, 6,8 şiddetinde. Dişli ailesi bu kez o kadar şanslı değildi. Bir önceki depremde kucaklarına aldıkları oğulları bu depremde kucaklarından uçup gitmişti, hem de annesi ve doğmasına 2,5 ay kalan kız kardeşi Efsanur ile birlikte…

Baba şaşkın, ağıt yakmıyor, ağıt olmuş susuyor.

“Deprem Miraç’ın kaderiymiş.” Böyle dediler cenazesinde.

Deprem kader olur mu?

Hayır olmaz! Deprem kader olmaz. Depreme bahane bulunmaz. “Kaderi böyleymiş.” denilip, boyun bükülmez.

Yaşamını hiçe sayıp, yeni bir depremde yıkılacağı kesin olan hasarlı evlerde yaşamak zorunda kalmak kader midir?

Değildir!

Deprem kuşağında var olan bir ülkeyiz. Kaderciliği bir kenara bırakıp gerçekçi tedbirler almamız gerekiyor. “Depremde cenin pozisyonu alın, eşyalarınızı sabitleyin.” demek yeterli gelmiyor. Bunu defalarca yaşadık.

Ezberlenmiş lafları bir kenara bırakıp, gerçek çözümler yaratmamız gerekiyor. Ülkeyi yönetenlerin evlerimizin daha çok para kazanmak için değil de, içinde yaşayacak insanlara gerçek birer yuva olacak şekilde yapılmasını sağlaması gerekiyor.

Bizler cenin pozisyonu alır üzerimize düşeni yaparız.

Diyeceksiniz ki; çaresizlikten babalar kendilerini yakarken, ne başlarını sokacak bir yer ne de karınlarını doyuracak bir lokma bulamıyorken, nasıl olup da güvenliği düşünecekler?…

Onun da vardır elbet bir çaresi, varın siz de onu düşünün!..

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER