Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

14 Mart’ın gerçek hikâyesi: İşgale karşı ayağa kalkan Tıbbiyeliler

14 Mart Tıp Bayramı, yalnızca bir meslek günü değil; vatan sevgisi, cesaret ve direnişin simgesi olan tarihi bir başkaldırının hatırasıdır. Bazı günler vardır ki yalnızca takvimde işaretli bir tarih olmaktan çok daha fazlasını ifade eder. 14 Mart da işte böyle bir gündür. Bu tarih sadece hekimlerin günü değil; aynı zamanda vatan sevgisinin, cesaretin ve fedakârlığın sembolü olan bir direniş günüdür. Bu nedenle 14 Mart yalnızca “tıp günü” değil, bir Tıp Bayramı olarak anılır.

14 Mart Tıp Bayramı, yalnızca bir meslek günü değil; vatan

Modern Tıp Eğitiminin Doğuşu

Tıp Bayramı’nın kökeni, Osmanlı’da modern tıp eğitiminin başlangıcı kabul edilen 14 Mart 1827 tarihine dayanır. Dönemin hekimbaşısı Mustafa Behçet Efendi, tıp eğitiminin medrese sisteminin ötesine geçerek modern yöntemlerle verilmesi gerektiğini savunuyordu. Onun girişimleri ve Mahmud II’nin desteğiyle modern anlamdaki ilk tıp okulu olan Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire, Şehzadebaşı’nda açıldı.

Yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun hekim ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan bu okul, Osmanlı’da modern tıp eğitiminin temelini attı.

Tıbbiyelilerin Cepheye Gidişi

1914’te başlayan I. Dünya Savaşı ile birlikte tıp öğrencileri de cepheye çağrıldı. Başta Çanakkale Savaşı olmak üzere birçok cephede görev yapan öğrencilerden yüzlercesi geri dönemedi.

Savaş boyunca 765 tıp öğrencisinden 346’sı şehit düştü.
Daha da acısı, 1915 yılında Tıbbiye’ye kayıt yaptıran birinci sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale’de hayatını kaybetti. Bu nedenle 1921 yılında Tıbbiye hiç mezun veremedi.

14 Mart'ın bilinmeyen hikayesi

İşgal Altındaki İstanbul ve Tıbbiyelilerin Direnişi

Savaşın ardından İstanbul işgal edildi. 13 Kasım 1918’de müttefik donanmaları İstanbul’a demirlediğinde Haydarpaşa’daki Tıbbiye binasının pencerelerinden bu manzarayı izleyen öğrenciler gözyaşlarını tutamadı.

O gün İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Atatürk, Boğaz’daki işgal gemilerini gördüğünde tarihe geçen sözünü söyledi: “Geldikleri gibi giderler.”

İşgal kuvvetleri kısa süre sonra Tıbbiye’yi de kontrol altına aldı. Öğrenciler çatı katına sürüldü, karyolaları alındı ve yer döşeklerinde yatmaya zorlandı. Üniformaları yasaklandı, okula alınacak öğrenci sayısı sınırlandırıldı.

Ancak tıbbiyeliler boyun eğmedi.

Bazı öğrenciler Anadolu’ya geçerek Kuvayı Milliye saflarına katıldı. Okulda kalanlar ise gizli örgütlenmeler kurarak İstanbul’daki depolardan silah kaçırıp Anadolu’ya ulaştırdı.

14 Mart 1919: Direnişin Sembolü

Bu baskılar karşısında tıbbiyeliler sessiz kalmadı. Okullarının kuruluş yıldönümünü bahane ederek 14 Mart 1919’da Beyazıt’taki Darülfünun binasında bir toplantı düzenlediler.

Toplantıda konuşan genç hekim Dr. Memduh Necdet, tarihe geçen şu sözleri söyledi: “İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi olan İstanbul korkunç bir buhran geçiriyor. Ama korkmuyoruz… Buradayız, burada kalacağız… İstanbul bizimdir.”

Konuşmanın ardından salon alkışlarla yankılandı. Aynı saatlerde öğrenciler Haydarpaşa’daki Tıbbiye binasının iki kule arasına dev bir Türk bayrağı astı.

Bu olay kısa sürede tüm ülkede yankı buldu ve milli mücadelenin sembollerinden biri haline geldi.

36 - Tıbbiyeli Hikmet! - Tıp Bayramı Özel - Banu Avar'la Yorum Podcast

Tıbbiyeliler Sivas Kongresi’nde

Tıbbiyeliler yalnızca İstanbul’da değil, Anadolu’da da mücadelenin ön saflarında yer aldı. Öğrenciler aralarından bir temsilciyi Sivas Kongresi’ne göndermeye karar verdi.

Topladıkları para yalnızca bir kişinin yol masrafına yetti. Bu görev Hikmet Bey’e verildi.

Kongrede yaptığı konuşma tarihe geçti:“Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa bunları reddederiz. Farz-ı mahal siz kabul ederseniz sizi de reddederiz.”

Bu sözler üzerine Mustafa Kemal Paşa şöyle dedi:“Arkadaşlar, gençliğe bakın. Türk milletinin asil kanı işte burada.”

Ve ardından gençlere seslendi: “Ya istiklal, ya ölüm!”

Bir Meslek Bayramından Daha Fazlası

14 Mart Tıp Bayramı bugün yalnızca bir mesleğin kutlandığı gün değildir.
Bu tarih; cephede yaralı askerlere şifa veren, gerektiğinde silah kuşanıp vatan için canını ortaya koyan tıbbiyelilerin direniş ruhunun simgesidir.

Haydarpaşa’da yükselen o bayrak, yalnızca bir okulun değil, bir milletin onurunun bayrağıydı.

Bu nedenle 14 Mart, hekimliğin şifa veren elleriyle birlikte, vatan sevgisinin ve bağımsızlık mücadelesinin de bayramıdır. 🩺

Tıp Bayramı nedir? Tıp Bayramı ne zaman, nasıl ortaya çıktı, neden  kutlanıyor? İşte tarihçesi - Galeri - Yaşam