Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, bölgede en son 70 yıl önce mozaikli bir mekan ortaya çıkarıldığını hatırlatarak, yeni buluntunun kendileri için de önemli bir sürpriz olduğunu ifade etti. Yapının mimari özellikleri ve mozaik düzenlemesinin, M.S. 4–6. yüzyıl arasına tarihlendiğini belirten Ersoy, bu alanın antik kentin sosyal ve kültürel yaşamına dair önemli ipuçları sunduğunu vurguladı.

Merkezde gizemli motif: “Süleyman düğümü”
Mozaikli tabanın tam ortasında yer alan ve kazı ekibinin dikkatini çeken en belirgin unsur ise “Süleyman düğümü” olarak bilinen koruyucu motif oldu. Prof. Dr. Ersoy, antik dünyada bu sembolün özellikle “kem göz” ve kıskançlığa karşı bir tür tılsım olarak kullanıldığını söyledi.
Ersoy, sembolün işlevine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:“Bu tür mekanlarda kıskançlık, hasetlik ve kötücül bakışlara karşı koruyucu motifler tercih ediliyordu. Süleyman düğümü de bunun en yaygın örneklerinden biri. Etrafında yer alan küçük haç tasvirleriyle birlikte, mekanın ya da sahibinin kötü niyetli bakışlardan korunması amaçlanmış olmalı.”
Bu nedenle motif, antik dönemin “nazar boncuğu” olarak tanımlanıyor.
Yapı yüzyıllar sonra yeniden kullanılmış
Kazılar sırasında ortaya çıkan bir diğer önemli bulgu ise mozaikli mekanın yalnızca antik dönemde kullanılmamış olması. İncelemeler, yapının 19. yüzyılda yeniden fark edilerek üzerine yeni duvarlar örüldüğünü ve farklı bir amaçla tekrar kullanıldığını ortaya koydu.
Bu durum, bölgenin yalnızca antik çağda değil, sonraki yüzyıllarda da kent yaşamının bir parçası olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Smyrna’da nadir bulunan bir örnek
Yapının hem mozaik işçiliği hem de sembolik unsurlarıyla Smyrna Agorası’ndaki nadir örneklerden biri olduğunun altı çiziliyor. 70 yıl sonra ilk kez bu ölçekte bir mozaikli mekanın ortaya çıkmış olması, kazılara ayrı bir bilimsel değer kazandırıyor.
Kazı çalışmalarının ilerleyen dönemlerde hem mozaik taban hem de yapının kullanım öyküsüne dair yeni bilgiler sunması bekleniyor.
