Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Nazmi Çankal Yazdı: Yangın mı var?

Bir yangın tatbikatında, Yangın VAAAR diye bağıran bir şahsın bu bağırışına, etrafındaki  eğitim alan tüm personel ve gözlemciler, gülerek cevap vermektedirler, neden insanlar bu gibi ciddi bir yangın ihbar senaryosuna gülerek ve alaycı bir bakış açısıyla yaklaşırlar, oysa YANGIN  denilen felaket meydana geldiği andan itibaren  malımıza ve canımıza çok ciddi  zararlar verebilecek  bir olaydır . peki neden böyle alaycı bakarız olaya. Acaba işi ciddiye almadığımız mı, önemsemediğimizden mi, benim evimde iş yerimde veya olduğum yerde yangın çıkmaz anlayışı mı , olursa olur bana ne mi, kaderimmiş çekerim mi, binde bir veya milyonda bir olacak olan bir olay için niye sıkıntıya gireyim mi? bilinmez, ama biz toplum olarak maalesef bu düşünceler içinde , yapılması gereken birçok işlemleri yapmayıp uykuya yatar ve sonunda iş başa geldiğinde, ALLAHIM BULA BULA BENİ Mİ? BULDUN,  NEDİR BENİM GÜNAHIM gibi ifadeler kullanırız. işte bu kitapta sizlere; bildiğimiz birçok bilgi beceri ve yeteneklerimizi  neden kullanmıyoruz ve neden  elde var birlerimizin kıymetini bilmiyoruz, bizi bu düşünce ve davranışlara yönelten alt yapı ve diğer etkenler nelerdir . bunları açarak anlaşılır biçimde yorumlayıp doğru ve daha olumlu kararlar almamıza  yardımcı olacaktır.

 

Bizler sadece yangın  tatbikatlarına mı alaycı bakarız, kayarak ayakları havaya gelmiş, kıç üstü düşen birisini gördüğümüzde kahkahalar ile güleriz, kişinin kolu bacağı kafası kırılmış bana ne,  hayatımıza, yaşam tarzımıza nasıl bakıyoruz, topluma, doğaya, dünyaya, evrene  nasıl bir bakış açısı gösteriyoruz.

Bir yangının nasıl oluştuğunu bilmeyen var mı, sağlığımızın nasıl bozulduğunu bilmeyen var mı? Trafikte emniyet kemeri takılması gerektiğini, hız sınırlarının aşılmaması gerektiğini, alkollu araç kullanımının tehlikelerini, araç kullanırken telefonla görüşülmemesi gerektiğini, trafik işaret ve uyarılarına uyulması gerektiğini, bilmeyen var mı? Elhamdülillah ve elbette biliriz, biliriz de, uygulama safhasında neden sıkıntılar yaşarız, nedir bize bu  hatalı davranışları yapmamıza  neden olan faktörler,

Çocukluğumuzdan beri, anamızdan babamızdan, büyüklerimizden ve hatta küçüklerimizden, çevremizden, okuduklarımızdan, edindiğimiz, bir çok bilgi beceri ve yeteneklerimiz vardır, vardır da bize faydalı şekilde kullanabiliyor muyuz. bunları, tam anlamıyla kullanamadığımız,   bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Hiç sordunuz mu kendinize,  neden?, niçin?,   elde var bir olan , alt yapımızdan edindiğimiz , bilgi beceri ve yeteneklerimizi  kullanamayız, engel olan ne?

Belki yetiştirilme tarzımız, belki çevresel etkiler, belki de, bizlere olur olmaz ATASÖZÜ DİYE  şırınga edilen  bazı deyimler veya sözler

O zaman  neyin nereden geldiğini, bizlere düşünmeden ve sorumsuzca uygulattırılan  bazı düşünce ve eylemlerin, sonuçlarının nerelere varabileceğini düşünmemiz gerektiği ortaya çıkacaktır.

Zamanı geldikçe bu söz ve davranışların neler olduğunu sizlere sunacağım.

Evet bizim, doğruyu, iyiyi, güzeli ve başarıyı düşünmememizdeki  yanlışlık, ELDE VAR BİR OLAN, halen sahip olduğumuz, kendi varlığımızı, aile fertlerimizi, evimizi , işimizi, aşımızı, vatanımızı, ulusumuzu, milletimizi, doğamızı, dünyamızı  ÖNEMSEMEMEK Gibi bir hatanın içinde bulunuyoruz:

Önemsemiyoruz

Hasta oluncaya kadar,  sağlığımızı

Bir lokma yemeği, kaşık kullanarak yiyemediğimiz ana kadar , ellerimizi

Gözlerimizin bir yeri göremez hale gelesine kadar, gözlerimizi

Koşamadığımız, yürüyemediğimiz zamana kadar, ayaklarımızı

Nefes alamaz duruma gelesine kadar,  nefes borusu ve akciğerimizi

Serumla beslenesine kadar, midemizi

Konuşamaz hale gelesine kadar, ses tellerimizi ve dilimizi

Siroz hastası olana kadar, karaciğerimizi.

 

19 Temmuz 2019 Cuma  yeni yazı yayında olacak!

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. gafur sarıyar dedi ki:

    Bizim toplum olarak sorunumuz herşeyi Allah havale etmemiz.