Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

Tevfik Tortamış yazdı: Dallas dizisi ile büyüdük biz

Ülkemizde bir nesil, insanları yıllarca ekranlara kilitleyen Dallas dizisi ile büyüdü.

Bugün 40 yaşının üzerinde olanlar, TRT’de yayınlanan bu Amerikan dizisi sayesinde entrikanın, düzenbazlığın daniskasını öğrendi.

Aktör J.R. Eving’in canlandırdığı kötü adam Ceyar’ın, cin fikirleriyle dostlarını nasıl kazıkladığına, insanları nasıl satın aldığına, dünya petrol piyasasına ve küresel ekonomiye nasıl müdahale ettiğine tanık oldu…

Vahşi kapitalizmin, büyüdükçe nasıl emperyal bir canavara dönüştüğünü bu dizide gördü…

Şimdi Dallas ve yakışıklı kötü adam Ceyar’dan yola çıkarak son yangınları irdeleyelim…

Yarımşar saat arayla Urla, Karabağlar ve Gümüldür’de çıkan yangınlar, Ceyarvari bir senaryonun ürünü olabilir mi?..

Bu senaryo;  işin ta başında yangın söndürme uçaklarının devre dışı bırakılmasını sağlayacak, hatta bakanları bile yanıltacak bir doğrultuda yazılmış olacak kadar ince bir zeka ürünü müdür?..

OLTA YEMLERİ Mİ?

Aynı gün patlayan Urla ve Gümüldür yangınlarının, dikkatleri sabotaja çevirip Karabağlar’da, Efem Çukuru’nda çok daha büyük bir organizasyonun açığa çıkmasını önlemeye yönelik olta yemleri olma ihtimali var mıdır?..

Ben Ceyar kadar zeki bir insan değilim…

Bu yüzden bu sorulara doğrudan yanıt veremem…

Ama ister istemez düşünüyorum;

Kaz Dağları’nda altın aramak için ağaçlar kesilince Türkiye ayağa kalkmışken, altın madeni ile ünlü Efem Çukuru çevresinde 4. günde güçlükle söndürülebilen ve Seferihisar’a kadar yayılan bir yangın, gizli veya açık bir hakim gücün, geniş bir maden arama sahasını patırtısız gürültüsüz çıplaklaştırma ve ele geçirme gayretine dayanabilir mi?…

Ne bileyim, yangın sezonu öncesinde THK uçaklarının devre dışı bırakılması, TSK’ya ait devasa yangın söndürme uçaklarının esamesinin okunmaması, ihale ile görevlendirilen helikopterler ile ilgili ‘yetersiz kaldı’ iddiaları, hep bu senaryo kapsamında değerlendirilebilir mi?

Doğrusu bilemiyorum.

Daha da doğrusu kuş beynimle bunları çözemiyorum.

Yangının ardından Sayın Neptün Soyer, yangın sahasının yeniden ağaçlandırılması konusunda öneriler beklediklerini belirten bir sosyal medya mesajı yayınladı… İlgili bakanlar, yanan bölgenin kesinlikle imara açılmayacağını açıkladı..

Sayın bakanların, Sayın Tunç Soyer’in, Sayın Neptün Soyer’in iyi niyetli yaklaşımları, Ceyarvari bu kaygılarımı giderir mi; imar bir yana, yeni maden arama ruhsatlarının verilmesini önüne geçer mi, valilerin, masalarına konular dosyalar konusunda, ‘ÇED gerekli değildir’ kararları vermelerini engeller mi?…

Dedim ya kuş beynimle bunları bilemiyor, bu bilmeceleri bir türlü çözemiyorum…

Ya da komplo teorilerinin etkisindeyim.

Siz ne dersiniz?…

Siz, bu bilmeceleri çözebiliyor musunuz?..

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Umitsancaryurttakal dedi ki:

    Gerçekten düşündürücü…