Elit Life
Egeyön Haber

Zehra Çavdar Yazdı: Bu Bayram Annemi Göremeyeceğim

Zehra Başkaya Çavdar

Zehra Başkaya Çavdar

Zehra Başkaya Çavdar 15 Ocak 1969'da Antalya'nın Elmalı ilçesinde doğdu. Öğretmen olan babası Osman Başkaya'nın tayinleri sebebiyle çok sık şehir değiştirdi. İlkokulu Denizli'nin Çal ilçesinde Gazi ilkokulunda, liseyi Erzurum Nene Hatun Kız Lisesi'nde tamamladı. 1990 yılında Dokuz Eylül Universitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. 27 yıl boyunca İstanbul ve İzmir'de Uluslararası firmaların mali işler bölümlerinde çalışıp, yöneticilik yaptı. 2017 yılında profesyonel iş dünyasından emekli olup, yaşam koçu olarak çalışmaya ve kurumsal eğitimler vermeye devam etti. Özellikle çocukların ve kadınların eğitimi konusunda pek çok faaliyet gerçekleştirmiş olup, çalışmalarını sürdürmektedir. 2005 yılından beri denemeler ve öyküler yazmakta, gazetelerde köşe yazarlığı yapmaktadır. İlk öykü kitabı “Mavi Pencereler” 2019 yılında yayımlanmıştır. Evli ve bir kız annesi olan yazarımız, İzmir'de yaşamaktadır.

Virüs geldi oturdu yanı başımıza ve eşliğinde devam etmeye çalıştık hayata.

Soğuktu sıcaktı derken, bahar geldi geçti.

Ne yapacağız, nasıl yapacağız derken de ramazan da bitti, bayram geldi. Annemle birlikte olamadığım bir bayram. Sevdiklerime sarılamadığım bir bayram.

Pek çok bayram geçirdim bu yaşıma kadar. Benim için anlamı tatildi çoğunun. Ee, çalışarak geçen o yıllarda tatil çok önemliydi. Her fırsatta, başka hiç bir şey düşünmeden yaşanırdı. Çalışmanın bir parçası gibi, görev gibi. Çalışanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Özellikle de büyük şehirlerde çalışanlar.

Ancak güzel bir tatil planım yoksa anne babamın yanına giderdim. Ya da ısrarlarına dayanamaz ve zorunda hissedersem, giderdim. Değerini falan düşünmez, bir kaç günü geçirir ve işime dönerdim.

Kültürümüzün bir parçası olduğunu, toplumumuz için ne kadar değerli olduğunu hiç anlamazdım.

Yıllar geçtikçe ve bayramlarda beni bekleyen insanların sayısı azalmaya başladıkça ben de anlamaya başladım.

Kendim için değilse bile elimde kalan ve hayatımın temel taşlarından olan o insanlar için bayramları hissetmeye ve onlar gibi yaşamaya başladım.

Bugün ben de kalan sadece annem var. Gidip sarılmam, yaptığı baklavayı yemem ve yanında olmam için beni bekleyen sadece annem. Ama ben gidemiyorum. Ve ilk defa bu bayram üzülüyorum yanında olamadığım için. İlk defa bu bayram!..

“Virusten sonra neler değişecek hayatımızda?” diyorlar.

Cevabı çok basit değil mi?

Daha çok özen göstereceğiz birbirimize. Anne babamıza, çocuğumuz, komşumuza hatta sokaktaki adama.

Daha çok dile getireceğiz sevgimizi ve özlemimizi. Yeni doğan bebeği bir yaşına gelmeden kocağına almayan babalar artık o ilk yaşı beklemeyeceklerdir herhalde.

Daha çok seyredeceğiz ağaçları ve çiçekleri. Yanından geçerken şöyle hafiften başımızı çevirmekle kalmayıp durup koklayacağız denizi.

Daha çok derin nefesler alıp “ohh” diyeceğiz, yaşama şükrederek.

Değerini anlamış olacağız; elimizde olanların ve olmayanların.

Hayatın bize sunduğu maddi sıkıntılar bir yana, bir de biz kendi kendimize ruhsal sıkıntılar yaratmayacağız.

Çünkü anladık ki; dini ve dili, milliyeti ve cinsiyeti ne olursa olsun hepimiz aynı gemideyiz. Batarsak da birlikte, çıkarsak da.

Sadece bayramlar değil her günümüz özel. Sonradan “Ahh” demek yerine bugün “Merhaba” diyelim.

Kutlu ve mutlu olsun bayramlarımız.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ