Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

Zeki Güven Yazdı: Ger-çek

Merhaba sevgili okurlarım

Yaşamı herkes kendine göre önce geriyor, sonra çekiyor. Sonra da bunlara gerçek diyor. Hayata renk katacağız, aksiyon yaratacağız veya güzelleştireceğiz derken, geriliyoruz. Mutsuz olup bir ömür boyu bu yarattıklarımızı da çekmek durumunda kalıyoruz. Bu yazımda gerçek nedir? sorusuna yanıt bulacağız.

Gerçek, elle tutulup, gözle görünen, biçimi tam anlamıyla var olan bir durum, bir nesne ya da nitelik olarak var olduğu kabul edilen durumdur. Yani karşınızda gördüğünüz kişi, ağaçlar, evler, arabalar vb gerçektir. Peki gözle görmediğimiz, elle tutamadığımız duygular, hisler, düşünceler veya algılarımız gerçek değil mi? Ya da gerçek gerçekten gerçek midir?

 

Asırlardır bilgeler, mistikler, düşünürler ve filozoflar bu sorunun cevabını aramaktadır. Günümüzde insanlar gerçek nedir pek sormaz, çünkü; insanlara sunulan gerçek kavramı sistem tarafından çerçevelenmiştir. Her toplum kendi gerçeklerini oluşturmuş ve bireyleri bunlara empoze etmiştir. Gerçek kavramı hakikat ve doğru kavramlarıyla iç içe girmiştir. Bir toplumun doğru ve gerçek kavramı diğer toplumla bağdaşmayabilir. Farkındalığı uyanmış kişiler gerçeğin ne olduğunu kavrar. Örneğin bir bebeğin veya bir hayvanın farkındalığı uyanmadığı için ayna da gördüğü kendisini başka bir canlı sanar ve bu gerçeğe inanır. Aynanın bu tarafında olan gerçektir ve karşısındaki bir yansımadır. Fakat onlar bunu gerçek bir canlı olarak kabul eder.

 

Yetişkin fakat cahil insan da böyledir. Cahil insan gerçeği aramaz ve başkalarının gerçeği onun için gerçek olur. Ama zekası uyanan insan gerçeği arar ve sorgular, bununla birlikte ‘’Gerçek nedir?’’ sorusu onun zihnini aktifleştirir. Birinin zekasının uyanmış mı ya da uyanmamış olduğunu şu soruyla test edebilirsiniz. ‘’Sen kimsin?’’ Kişi bu soruya ismini söyleyerek cevap verirse zekası uyanmamış, ben insanım derse uyanmış demektir. Ama en doğru cevap ‘’ben ebedi ruhi varlığım’’ olursa bu kişi gerçeği bilen kişidir.

Yaşamımız boyunca toplumun bize sunduğu doğru ve gerçeklerle yaşadık. Bazen sorguladık fakat sorulara cevap bulamadık ya da bulmamıza izin vermediler. Bu yaşam içinde gerçeği kavramadan ve öğrenmeden toplumun gerçekleriyle acı çekmeye devam ediyoruz. Her canlı varlık kendine özgü eşsizliğe sahiptir. Fakat tüketici toplum dünyevi idealler oluşturmakta ve bunun da reklamını yapmaktadır. Kişi bu idealleri takip etmeye başlayınca taklitçiye dönüşür. Taklitçi olunca da gerçek ile bağlantısını kaybeder. Oysaki gerçek olanı bulmak için idealleri değil kendi doğasını takip etmeli.

Gerçeği görmek için iki şey olun: Uyanık ve gözlemci olun. Yeni doğmuş masum bir bebek gibi olun. Bir bebek kimseye ne yapacağını sormaz ve kimse de ona ne yapacağını söylemez. Bebek önce kendini sonra çevresini tanımak için çaba harcar. Sizde kendinizi tanırsanız gerçeği tanırsınız.

Sevgilerimle…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Evrim Birgül dedi ki:

    Muhteşem….Okurken Gerçek i yine hatırladım…”ebedi ruhi varlık”olduğumuz gerçeğini💚