Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

BAKKHA KADINLAR

Dionysos dininin müritleri olan Bakkhalar, dağların, tepelerin, ormanların en ıssız köşelerinde, üstlerinde benekli ceylan derisinden nebrisleri (post, hy), ellerinde thorysoslar (sarmaşık kaplı uzun sopa, hy), Tanrının Iakkhos (Bakkhos, hy) ismine yakışır şekilde ‘evohi’ çığlıkları ile dolaşırlar, tam bir çılgınca tavırlar içinde yakaladıkları av hayvanlarının ellerini ve dişlerini kullanarak parçalarlar ve etlerini çiğ olarak yerlerdi. …

Dionysos dininin müritleri olan Bakkhalar, dağların, tepelerin, ormanların en ıssız
Dionysosçu sarhoşluk aslında biraz katkısı olmakla birlikte şarap sarhoşluğu değildi. Bu, insanlık hâlinin aşıldığı, doğanın içinde erimenin, … insan varlığının en dip basamağında olan, yalnızca yaşam kavramı ile açıklanabilecek özgürlüğün açığa çıkma hâli olarak algılanabilirdi. (1)Bülent Akgezer
İÖ yaklaşık 12.000’li yıllarda insanlar tarım üretimine geçmeye, hayvanları evcilleştirmeye, köyler kurmaya başladı. Anadolu’da bulunan en çarpıcı köy yerleşimi, Konya-Çatalhöyük… Yaklaşık 9.000 yaşında. Sonradan bulunan Göbeklitepe’nin yaşı birkaç bin yıl daha geriye gidiyor.
Çatalhöyük’te bulunan pişirilmiş topraktan Kibele Ana heykeli, yaklaşık 9000 yaşında. Eşyalar, silahlar, konut yapma ustalığı değerlendirildiğinde bu yıldan birkaç bin yıl daha geriye gitmek gerek.
Anadolu’nun anası, çıplak, oldukça da kilolu. Tahtta oturuyor. Koltuğun kolçakları aslan figürlü. İri göğüsler sütle dolu. Şişkin, pörsük göbeğinden çok doğurduğu anlaşılıyor. Aynı anda doğuruyor. Bebeğin başı çıkmış.
Kibele Ana’dan beklenen çok açık. Başta insanlar olmak üzere canlıları:
Doğursun/Doyursun/Bolluk ve barış içinde yaşatsın.
Heykel, Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde…
Özellikle Batı Anadolu insanı, binlerce yıl bu anlayışa inandı. Sunaklarını, tapınaklarını bu anlayışa göre düzenledi.
“Bakkhos, şarap tanrısı olarak tanınır. Yabani üzüm asmasının yalnız güney Anadolu’yla kuzey Suriye’de bitmiş olduğu anlaşılmıştır. Anadolu göçmenleri asmayı buradan Yunanistan, İtalya, güney Fransa ve İspanya’ya taşıdılar. …
Bakkhos, hayatta sevincin çıldırtıcı tanrısıdır. Bu dinde kadınlı erkekli alaylar dansla, çalgıyla, tanrının adını çağıra çağıra, tanrısal bir çılgınlık içinde kendilerinden geçerek, tanrıyla birleşirler. Bakkhalar böylece birer Bakkhos olurlar.” (2)
Baharın başlamasıyla Bakkhos alayları geceleri ellerinde meşaleler dağlara çıkarlar. Kadın-erkek coşkuyla oynar, şarap içer, müzik eşliğinde kendilerinden geçerler. Böylesi kadın-erkek eğlenceleri, oyunları Anadolu’ya özgü bir gelişmeydi. Bu gelişmeler yüzlerce yıl süregelmiş, kadın-erkek birlikte oynamalar, Alevi ve Bektaşi topluluklarında semah adıyla biçimlenmiştir. Mevleviler, semahın ilgi çektiğini anlayınca onlar da müzikli oyunlara yöneldiler. Ancak, oyunlardan kadınları çıkardılar. Erkek erkeğe bir oyun biçimi ortaya koydular: Semazenler ve sema dönüşleri… Efe/zeybek oyunları da, giysileri de Bakkha alayları geleneğinin açık olarak izlerini taşır.
Bakkha alayları yalnızca kadınlardan da oluşuyordu. Bunlara Bakkha Kadın Alayları deniyordu. Bakkha kadınlar erkekler gibi eğleniyor, geceleri dışarı çıkıyor; kırlara, yamaçlara, dsağlara gidiyor, Bakkhos’un kutsal içkisinden (şarap) içiyor, oyunlar oynuyor, kendilerinden geçiyordu.
Bakkha özgür kadın anlayışı, İyonya’dan doğuya da, batıya da aynı hızla yayıldı. İÖ 7. Yüzyıl başlarında Ege adalarına, Yunanistan’a geçti. Özgür Bakkha kadınlar, Şarap ve Eğlence Tanrısı Bakkhos, adalarda ve Yunan yarımadasında ilgiyle karşılandı.
O dönemlerde adalarda ve Yunan topraklarında erkek egemen bir yapı ortaya çıkmış ve inanç dizgesi de buna uygun duruma gelmişti. Yunan tanrı ve tanrıçalarının başı Zeus’tu. İki erkek kardeşi; Suların Tanrısı Poseidon ve Yeraltı Dünyası Tanrısı Hades, iki yardımcısıydı.
Yaklaşık iki bin yıl boyunca Luvilerden batıya kültür akmıştı. Zeus, trajedi, komedi sözcükleri Luviceydi.
“Bakhizmin gözünü budaktan sakınmayan atılganlığıyla coşkusu o zamanki Yunanistan cemiyetinin kapalı, muhafazakâr ve akademik kültür yapısının kapısını paldır kültür devirerek açması ve bütün candanlığı ve parlayışıyla kıyametler kopararak içeri dalması sanatlara yeni canla kan verdi, dramla komediyi Yunanistan’a götürmekle kalmadı, onlara yeni bir fırlayış, yeni bir dahediş verdi.” (3)
Bakkha, Bakkhos kültürünün Yunanistan’a geçişi, İÖ 7. Yüzyıl’dan başlayarak kültürü, edebiyatı, tiyatroyu, eğlenceyi, sporu coşturdu.
Symrnalı (İzmir) Homeros’un yazdığı İlyada destanı, yazılı edebiyatı başlattı ve Ege’nin iki yakasında büyük ilgiyle karşılandı. İlyada, İlios kenti anlamındaydı ve Hititçede Vilusa sözcüğünden geliyordu. Hititler, bu sözcüğü Troya için kullanıyordu ve sözcük Luviceden Hitit diline geçmişti.
On yıllık Troya savaşının yalnızca 51 gününü anlatan destan, yaklaşık bin yılı aşkın bir süre insanları çok etkiledi.
Homeros’un iki destanı kadar etkileyici olmasa da büyük tiyatro yazarları ortaya çıktı, Ege’nin iki yakasında oynanan oyunlar büyük ilgi topladı. On binlerce seyirci alan açık hava tiyatro yapıları ortaya çıktı. Bu büyük yazarlardan biri Euripides, Bakkhalar oyununu yazdı. Oynanan oyun büyük ilgi gördü. Yazar, Özgür Bakkha kadınlarının tanınmasında çok etkili oldu. Tanrı Bakkhos’u şöyle tanıttı yazar:
“… Üzüm suyunu bulup insanlara veren odur. Bu içki dertlilerin dertlerini avutur, onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur, onlara günlük üzüntülerini unutturur. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Bu tanrı, insanların tanrıları memnun etmek için içtikleri şarabın kendisidir. Bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz.” (4)
Sözü edilen tanrı Bakkhos’tan başka, Bakkha kadınları da ayrıntılı olarak tanıyor yazar. Onlar için şu dizeler yer alıyor eserde:
“Koşmak ne güzel dağlarda,
Bakkhos alaylarının ardından!
Sarılıp gezmek benekli ceylan postuna,
Serilip yatmak toprağa!
Yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini,
Kanlarını içmek, çiğ çiğ yemek etlerini!
‘Euhoi!’ diye bağırınca Bromios, (Bromios, Bakkhos ya da Dionysos’un bir diğer adı, hy)
Atılmak Lidya’nın, Frigya’nın dağlarına!
O zaman derelerle süt akar, bal akar; …
Bakkhos, … haykırır, ruhları coşturan sesiyle:
‘Hey Bakkhalar, koşun,
Koşun Bakkhalar!
Irmağından altın akan Tmolos’u (Aydın-Manisa arasındaki Bozdağ)
Şenlendiren kadınlar!” (5)
Erkek egemen alt ve üst yapıya sahip Yunanistan’da kadınların özgürce davranması, hele de Ana Tanrıça Kibele’nin baş tacı edilmesi, Yunan egemenlerine uygun değildi. Anadolu’dan gelen bu dalgayı kendilerine göre yorumlayıp yeniden biçimlendirdiler. Tanrı Bakkhos’un adını, Dionysos’a çevirdiler.
Açık hava tiyatrolarının sayısı hızla arttı. Tiyatro binalarının hemen yanında Bakkhos ya da Dionysos tapınakları yapıldı.
Şenliklerde tiyatro alayları yürürken, en başta kara keçi derisinden mask takmış Bakkhos ya da Dionsos yürüyordu.
Kaynakça:
Bülent Akgezer, Özgürlüğün Şarkısı-Dionysos, Yitik Ülke Yayınları,
Cevat Şakir Kabaağaçlı/Halikarnas Balıkçısı, Düşün Yazıları, Bilgi Yayınları,
AGE,
Euripides, Bakkhalar, İş Bankası Yayınları,
AGE.
Gelecek yazı: Zeus’un Oğlu Dionysos… Okuyunuz. Hasan Yiğit.
Abone olunuz: You Tube, hasanyigit
EGE’NİN TANRISI, ZEUS’UN OĞLU DİONYSOS
Bakkhos da denir.(Latincede: Bacchus, ya da: Liber). Şarap tanrısı. Zeus’un Thebai’li Semele’den olan oğlu. Semele, Zeus’u gerçekteki hâliyle görmek istemişti. Bu, onun ölümüne sebep oldu. Çünkü Zeus, bir yıldırım şeklinde göründü. Semele öldüyse de Zeus, henüz doğmamış olan çocuk Dionysos’u kurtardı. Doğana kadar onu kendi baldırında sakladı. Sonra Nysa’daki nymphe’lere (kırların, doğanın, ırmakların güzel perileri, hy) verdi. Dionysos’u  nymphe’ler büyüttü. Dionysos, bir Thrakia tanrısıydı. Coşkunluk dolu kültü, Yunanistan’a tarihi devirlerden biraz önce gelmişti. Bakkh’lar denen kadınlar, tanrıyı çılgınca kutlarlar, ormanlarda, dağlarda raks ederlerdi. (1)
Behçet Necatigil
Toprak Ana, Bakkhos ve Bakkhalar inanç kültürü Yunan topluluklarını derinden etkiledi. Yunan kentlerinde bu inancı örgütleme girişimleri başlayınca, egemen güçler duruma el attı. Yunan inanç kültüründe tanrılar, tanrıçalar baş tanrı Zeus’a bağlıydı. Zeus’un erkek egemen yönetimi zedelenmeden sürdürülmeliydi.
Öyle de yapıldı. Bakkhos’un mitolojik öyküsünde Zeus başrole oturtularak, Yunan yarımadası ile Ege adalarında öykü şöyle yayıldı:
Zeus, Thebai Kralı Kadmos’un kızı Semele’yi görür. Ona ilgi duyar. Birlikte olurlar. Semele, Zeus’tan gebe kalır. Zeus’un kız kardeşi ve karısı Hera, bunu öğrenir. Yaşlı bir kadın kılığında Semele’ye gider,
“Sevgilin gerçekte Zeus’tur. Ondan doğuracağın çocuk bir yarı tanrı olacaktır,” der. “Zeus’tan, sana gerçek kimliğiyle görünmesini iste.”
Semele ister. Zeus kabul etmez. Semele üsteler. Zeus sonunda kabul etmek zorunda kalır. Bir an gerçek görüntüsünü ortaya koyacaktır. Görüntü ortaya çıkarken şimşekler çakmaya başlar. Şimşekler Semele’yi yakar. Karnındaki bebek ölmemiştir. Zeus onu alır, baldırına yerleştirir. Kendisi doğuracaktır. Hera, bunu da öğrenir. Bebek doğunca öldürmeyi tasarlar. Hera’nın ne düşündüğünü öğrenen Zeus, bebeği gizlice doğurur. Onu Hermes’le (Zeus’un Maia’dan olan oğlu, haber tanrısı, hy) Mysa’da (Aydın-Sultanhisar) bir mağaraya gönderir. Bebeği nympheler büyütmeye başlar. Mağaranın girişi, içerisi görülmesin diye asma dalları, yapraklarıyla örtülüdür. Üzüm yiyerek, üzüm suyu içerek büyüyen Zeus’un iki kez doğmuş oğlu, ilk gençlik çağına adım atınca, üzümden şarap yapmayı bulur.
Ona, iki kez doğmuş Nis’li (Nysa’lı) anlamında Dionysos adı verilir.
Gençlik çağında anası Semele’nin kenti Thebai’ye, babası Zeus’un kenti Olimpos’a gitmek için yola çıkar. Yanında Bakkhaları da vardır.
Bakkhos, Thebai’ya varır. Kente girer. Euripides, Bakkhalar oyununda onu şöyle konuşturur:
“DİONYSOS:
İŞTE BEN, Zeus’un oğlu Dionysos, Kadmos’un kızı Semele’nin yıldırım dolu şimşekleri içinde doğurduğu tanrı, Thebai toprağına dönüyorum. Tanrılığımdan soyunup insan suretine girdim. … İşte, sarayının önünde yıldırıma çarpılan anamın mezarı; göğün alevi hâlâ üstünde. Yıkık evinden hâlâ Hera’nın anama yönelik şiddeti ve öfkesinin ölümsüz tanığı olan Zeus’un canlı alevi yükseliyor.” (2)
Bakkhalar, Thebai kırlarında kalmış, şarap içip eğlenmeye başlamışlardır. Thebai’li kadınlar dan birçoğu da onlara katılmıştır. Kentin Kralı, Kadmos’un oğlu, Semele’nin kardeşi, Dionysos’un dayısı Pentheus kent dışından döner, sarayına gelir.
“Ben burada yokken şehri garip bir bela sarmış, kadınlarımız sözde Bakkhos şenliklerini kutlamak için evlerini bırakıp gitmişler; ıssız dağlarda, korolarla, Dionysos dedikleri, benim tanımadığım yeni bir tanrıya ibadet ediyorlarmış; ortalarında testiler dolusu şarap varmış, köşelere saklanıp kendilerini erkeklerin kucağına atıyorlarmış. Güya onların ibadetleri böyle olurmuş. … onları da dağlarda arayıp bulacağım, hayvanlar gibi zincire vurduracağım. … Yabancı bir sihirbazdan da bahsediyorlar. Lidya’dan gelmiş. … Bu adam, Bakkhos ayinleri öğretiyorum, diyerek gece gündüz kadınlarla, kızlarla yatıp kalkıyormuş. … Dionysos’un tanrı olduğunu da söyleyen bu adammış. … ne olursa olsun, bu adam ipe çekilmeyi hak etmedi mi?” (3)
Kral Pentheus, Bakkhaları, Dionysos’u zincire vurdurur. Ancak Thebai halkının onlara sahip çıkmasına engel olamaz. Dionysos zincirlerini kırar. Bakkha kadınları zindandan kaçar, Thebaili kadınlarla birlikte dağlara çıkar, şarap içip eğlenmeye başlarlar.
Thebai’ni bilicibaşı Teiresias, Kral Pentheus’u şöyle uyarır:
“TEİRESİAS:
Senin alaya aldığın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne büyük yer tutacağını anlatmaya benim kudretim yetmez. Delikanlı, insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Tanrıça Demeter (Yunan Toprak Anası, hy) yahut Toprak; ona dilediğin adı verebilirsin, insana tahıl veren odur. Öteki de Semele’nin oğludur ve Demeter kadar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insanlara veren odur. Bu içki dertlilerin dertlerini avutur, onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur, onlara günlük üzüntülerini unutturur. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Bu tanrı, insanların tanrıları memnun etmek için içtikleri şarabın kendisidir. Bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz.” (4)
İnsanlar tanrı Bakkhos, Yunanlı yeni adıyla Dionysos’u bağırlarına basarlar. Zeus’un oğlu, Artemis’in ikizi Apollon, kardeşi Dionysos’u Olimpos’a, tanrıların tanrıçaların yanına götürür. Dionysos, On İkiler Meclisi’ne alınır.
Ege’nin iki yakasında hızla Bakkhos/Dionysos sunakları, tapınakları çoğalır. Hemen her yerde bahar şenlikleri, ardından yumurta şenlikleri, eğlenceler, spor karşılaşmaları, at-araba yarışları, tiyatro gösterileri birbirini izler. Bağbozumu şenlikleriyle de eğlenceler, dinsel törenler doruğa çıkar.
Şenliklerde tiyatro gösterileri büyük önem taşır. Şenlik açılışlarında tiyatro oyuncuları, yazarları, yönetmenleri, tiyatro severler, kalabalık alaylarla geçit töreninde yerlerini alırlar. Alayın başında tanrı Bakkhos ya da Dionysos yer alır. Sırtında karakeçi ya da öküz postu, başında keçi maskı ya da boynuzlu boğa maskı yer alır. Bu postlar ve başlıklar, Şarap Tanrısının simgeleridir. Traje, keçi demektir. Trajedi, tanrı Dionysos adına oynanan tiyatro oyunu…
Batı Anadolu’da Luviler, İyonyalılar, Karyalılar, Likyalılar, Pamfilyalılar’dan kalma yaklaşık 340 yerleşim yerinden çoğunda açık hava tiyatroları var. Bunlardan bazıları günümüzde de kullanılıyor.
Günümüze dek sesini duyuran tiyatro yazarlarından bazıları:
Euripides; Bakkhalar, Troyalı Kadınlar, Andromakhe, (Andromakhe ve Troyalı Kadınların Acıları’nı yazılarımız içinde okuyacaksınız).
Sofokles; Trakhisli Kadınlar, Kral Oidipus, Antigone, Elektra…
Aiskhylos; Persler, Agamemnon, Zincire Vurulmuş Prometheus (Agamemnon ve Zincire Vurulmuş Prometheus üzerine yazılarımızı okuyacaksınız).
1965 yılında sınavı kazanarak Denizli Lisesi’ne (Taş Mektep/Koca Mektep) başladım. Taş Mektep yapıları 1926 yılındaki plana göre yapılmış, çok değerli yapılardır. Taş Mektepler tespihinin imamesi sayılan Gazi Eğitim Enstitüsü yapısıyla, yetiştirdiği öğretmenleriyle Cumhuriyet’in temel taşlarından birisi oldu. Okulun yapılışını, öğretime açılışını sağlayan Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, Cumhuriyet Eğitimi’nin belkemiğini oluşturdu. Eylülde başladığım okulu çok sevdim. Ekim sonlarında Bağbozumu Şenlikleri izlemeye Pamukkale’ye gittik. Antik tiyatroda Halk Müziği sanatçısı Saniye Can’ı dinledim. Tiyatro binası da, değerli sanatçı da beni çok etkilemişti.
Kasım başlarında sınavını kazandığım Nazilli Öğretmen Okulu’na geçtim. 1967 yılında Nysa gezisine gittik. Tiyatro kolu olarak Nysa Tiyatrosu sahnesinde Cahit Atay’ın Kerpiç Memed oyununun provasını yaptık. Görkemli tiyatro binasına hayran kaldım. Oyunu Karacasu’da oynadık. Afrodisia’yı gezdik. Afrodit’in Kenti’ne, tiyatrosuna hayran kalmıştık. Bende alışkanlık yaptı. Fırsat buldukça antik tiyatroları görmeye çalışırım.
Luviler adlı kitabımın konusunun Aspendos Tiyatrosu’nda, Uzay Tatili kitabımın konusunun Hierapolis Tiyatrosu’nda geçmesi rastlantı değil.
Kaynakça:
Behçet Necatigil, Mitologya Sözlüğü, Sel Yayıncılık,
Euripides, Bakkhalar, Türkiye İş Bankası Yayınları,
AGE,
AGE.
Gelecek yazımız: Andromakhe (Güçlü Kadın).
Okuyunuz: Troya’nın Yaslı Gelini Andromakhe, Hasan Yiğit, Narçiçeği Yayıncılık AŞ.
İsteme Adresi Egeyön TV.
İzleyiniz: You Yube: hasanyigit.
Reklamı Geç
```html ```