Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte ilk sözü alan İlyas Kılıç, Çanakkale Kara Savaşları’nın Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğiyle anılması gerektiğini vurguladı. Kılıç, Atatürk’ün cephedeki kritik rolüne dikkat çekerek, Seddülbahir bölgesinde de aktif görev üstlendiğini ifade etti.
Kılıç konuşmasında, İtilaf Devletleri’nin tüm askeri imkânlara sahip olmasına rağmen Türk ordusunun vatan savunması bilinciyle hareket ettiğini belirtti. Dönemin ordu komutanı Liman von Sanders’in savunma stratejisine yönelik eleştirilerde bulunan Kılıç, kıyı savunmasının yeterince benimsenmemesinin ağır kayıplara yol açtığını söyledi.
Conkbayırı savaşın kaderini belirledi
Programın ikinci bölümünde söz alan Ufuk Gökmen ise Anafartalar ve Conkbayırı hattındaki kritik gelişmeleri aktardı. Gökmen, İtilaf Kuvvetleri’nin Seddülbahir’deki çıkmazı aşmak için Gelibolu’nun kilidi konumundaki Conkbayırı’na yöneldiğini ifade etti.
Arıburnu’ndan yapılan çıkarmanın zorlu coğrafi koşullara rağmen gerçekleştirildiğini anlatan Gökmen, bölgenin sarp yapısına ve güçlü donanma desteğine rağmen hedefe ulaşılamadığını söyledi. Conkbayırı ve Kocaçimen Tepesi’nin stratejik önemine değinen Gökmen, bu noktaların ele geçirilmesi halinde Gelibolu Yarımadası’nın tamamının kontrol altına alınabileceğini belirtti.
Gökmen, “Eğer Atatürk olmasaydı Conkbayırı, Kocaçimen ve Alçıtepe düşmanın eline geçebilirdi. Bu durumda Çanakkale Boğazı üzerinden İstanbul’un işgali kaçınılmaz olurdu” diyerek, Atatürk’ün savaşın seyrini değiştiren liderliğine vurgu yaptı.
Çanakkale Kara Muharebeleri’nin, Türk ordusunun destansı direnişi ve Atatürk’ün stratejik hamleleri sayesinde 9 Ocak 1916’da düşman kuvvetlerinin çekilmesiyle sona erdiğini hatırlatan Gökmen, konuşmasını bu sözlerle tamamladı.



