Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Başkan Veral: “Antalya’dan daha fazla turist getirecek potansiyelimiz var ama planımız yok”

İzmir Otel, Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Veral, Egeyön TV ekranlarında turizm sektörüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin 2025 yılında turist sayısında dünyada dördüncü sıraya yükselmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Veral, aynı başarının İzmir’e yansımadığını söyledi. “İzmir yıllardır hak ettiği turizm payını alamıyor. Potansiyelimiz Antalya’dan çok daha büyük ama plansızlık nedeniyle yerimizde sayıyoruz” diyen Veral, kent turizminin geleceğine ilişkin önemli mesajlar verdi.

İzmir Otel, Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Veral,

“Türkiye turizmde dünya devi oldu, sıra İzmir’de”

Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 65 milyon turisti ağırlayarak 65 milyar dolarlık turizm geliri elde ettiğini hatırlatan Veral, ülkenin dünya turizmindeki yükselişinin tesadüf olmadığını söyledi.Türkiye’nin yaşanan jeopolitik gelişmelere rağmen krizleri yönetebilen güçlü bir turizm sektörüne sahip olduğunu ifade eden Veral, sektör temsilcilerinin değişen şartlara çok hızlı uyum sağlayabildiğini belirtti.Başkan Veral, “Çevremizde savaşlar, küresel krizler ve jeopolitik riskler yaşansa da Türkiye turizmde güçlü refleks gösterebilen bir ülke. Otelcimiz, yatırımcımız ve sektörün tüm bileşenleri olumsuzluklara karşı çok hızlı önlem alabiliyor. Bu nedenle geçtiğimiz yılın rakamlarını yakalayacağımıza, hatta aşacağımıza inanıyorum.”

“İzmir yıllardır hak ettiği turizm payını alamıyor”

Türkiye’nin elde ettiği başarıya rağmen İzmir’in aynı ivmeyi yakalayamadığını belirten Veral, en büyük sorunun ortak bir turizm stratejisinin bulunmaması olduğunu söyledi. Antalya’nın her yıl turist sayısını artırırken İzmir’in uzun yıllardır 1,5 milyon turist bandını aşamadığını vurgulayan Veral, şunları söyledi:”Biz İzmirli olarak İzmir’i turizmde kalkındırmak için uğraşan insanlar olarak turizmden hiçbir zaman gereken payı almadığımız gibi  bu gitgide daha da düşmeye başladı. Yani bugün bir Antalya 16 milyon turist aldı bunu 17’ye 18 milyona çıkartmaya çalışıyor. Biz hala bir buçuk milyonlarda ve bu rakamları geçemiyoruz. Maalesef bir stratejimiz, planlamamız olmadığından her geçen gün daha geriye gider bir hal aldık. Halbuki bizim Antalya’nın getirdiği 17 milyon turistiden çok daha fazlasını getirebilecek potansiyelimiz var. Ama bu maalesef yıllardır kullanılmıyor. Şimdiye kadar hiç kullanılmadı. Biz yani her türlü girişimi yapmaya hazırız. Başta Basmane olmak üzere hani çeşitli ilçelerimizi öne çıkartmak üzere hareket planımızda bunlar var. Ama bunlar için şehrin birleşenlerinin her zaman söylediğim gibi bir araya gelip bir strateji bir planlama yapması lazım. Biz İzmir’e turizmden alması gereken payı aldırtmak için uğraşıyoruz. Her şeyimiz var. Yani İzmir şehrinde 10 tane üniversitesi, yetişmiş insanı ne bileyim bu işten anlayan gençleri okulları her şeyi tamam. Yatırımcımız da var ama maalesef bir takım sorunlardan bu işler bir türlü başlatılamadı. Biz de başlatılması için elimizden geleni dediğim gibi yapmaya devam edeceğiz. Ben yine de şartlar ne kadar kötü olursa olsun Antalya’nın, Kapadokya’nın, İstanbul’un katkılarıyla gene biz bu turist sayımızı ve rakamlarımızı ilerleyen zamanda telafi edeceğimize inanıyorum. Çünkü Avrupalılar da bu işi birazcık şey yaptılar yani birazcık da ne bileyim bundan yararlanmak istediler. Fiyatları düşürtelim, ne bileyim iptalleri kabul edelim gibi bize turizm acentelerimize bir sürü baskılar geldi. Ama biz bunlardan çabuk sıyrıldık. İnşallah Ağustos Eylül ayında çok daha fazla turisti ülkemize bekliyoruz. Antalya bugün 16-17 milyon turist ağırlıyor. Biz ise yıllardır 1,5 milyon turisti geçemiyoruz. Oysa İzmir’in potansiyeli Antalya’nın çok üzerinde. Denizimiz, tarihimiz, kültürümüz, gastronomimiz, sağlık turizmimiz, üniversitelerimiz, yetişmiş insan gücümüz var. Ama bunları ortak bir plan dahilinde değerlendiremiyoruz.”

“4,5 milyon nüfuslu İzmir en az 4,5 milyon turist ağırlamalı”

İzmir’in dünya standartlarının çok gerisinde kaldığını belirten Veral, nüfus ile turist sayısı arasındaki dengesizliğe dikkat çekti. Veral konuşmasına şu sözlerle devam etti:”Bizim tabii konumuz İzmir olduğu için İzmir’i öncelemek istiyoruz. Bunun için de turizm yatırımlarının İzmir’e çok daha fazla olması lazım. Yatak sayılarımızı arttırmamız lazım. Yani turizm olarak gastronomisinden tutun, sağlık turizmine ne bileyim her türlü dalda çok daha fazla yatırımla çok daha fazla bu işle ilgilenerek olacak bu işler. Bir çocuk gibi bizim yaptığımız iş. Bununla ilgilenmezsek işte 30-40 senedir geldiğimiz durum bu. 4,5 milyon nüfuslu İzmir’de maalesef ki 1,5 milyon turisti zar zor karşılayabiliyoruz.Bunun en azından yani en kısa vadede nüfus sayımıza 4,5 milyona gelmesi lazım ki bu dünya standartıdır. Maalesef biz bu konuda geri kaldık. Ama bunun arttırılması için ilgili kurumlarla, kuruluşlarla, yatırımcılarla herkesle biz bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Tabii birçok şey lazım yani bir tanesiyle olmuyor. Yani sadece devletin katkısıyla veyahut da sadece yerel yönetimin katkısıyla olmuyor. Bu iş el birliğiyle yatırımcısıyla ne bileyim kamusuyla yerel yönetimi ile birlikte karar verilerek İzmir’i tam bir turizm kenti yapmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz”

“Efes’e gelen turist İzmir’e uğramadan geri dönüyor”

Başkan Veral’ın en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri ise Efes ve kruvaziyer turizmi üzerine oldu. Adnan Menderes Havalimanı’na inen turistlerin önemli bölümünün İzmir merkezine uğramadan doğrudan Kuşadası ve Selçuk’a geçtiğini belirten Veral, bunun İzmir ekonomisi açısından büyük kayıp olduğunu söyledi.

Efes 2025'te rekor kırdı - Egeyön Haber

“İnsanların Kâbe’si gibi gördüğü Efes’i yeterince değerlendiremiyoruz”

Efes Antik Kenti’nin özellikle Hristiyan dünyası açısından çok önemli bir merkez olduğuna dikkat çeken Veral, buna rağmen İzmir’in bu değerden yeterince faydalanamadığını söyledi. Veral,”Yani o kadar büyük kayıplarımız var ki. İnsanların Kabe’si gibi orası. Oraya gidip hacı oluyorlar bu yurt dışından gelen insanlar. Yani düşünebiliyor musunuz? Havaalanı’ndan iniyor oraya gidiyor ve tekrar Havaalanına geriye dönüyor. Biz bu insanları şöyle bir İzmir’in içinden gezdirip bir Kemeraltına sokup bir ne bileyim Kordon da bir balık yedirsek, havralar, kiliseler yani ta 15. yüzyıldan tarihi eserde o kadar çok bir mücevherin üstünde oturuyoruz biz. Ama maalesef tanıtımımız, bunların hikayesinin anlatılması hiçbir şekilde yok. Yani bir de fiziksel olarak da yapma imkanı yok.  İnsanlar dünyanın öbür ucundan geliyor, Efes’i ziyaret ediyor ama İzmir şehir merkezini görmeden ayrılıyor. Böyle büyük bir değeri turizme tam anlamıyla kazandıramıyoruz.”

“Kruvaziyer turistleri otobüslere bindirip gönderiyoruz”

Kruvaziyer turizminde de benzer bir tablo yaşandığını ifade eden Veral, limana gelen turistlerin İzmir ekonomisine yeterli katkıyı sağlayamadığını dile getirdi.Veral,”Kruz  gemileri işte yıllar sonra tekrar gelmeye başladı. Hani bakıyorsunuz insanlar çoğu inmek istemiyor zaten gemiden. İnenler de yani otobüslere bindirilip direkt sanki cezaevi arabası gibi doğrudan Selçuk’a götürülüyor.Aynı otobüsle geriye dönüyorlar. İzmir’e bir kuruş faydası olmadan tekrar gidiyorlar. Halbuki bu insanlar yani burada birkaç gün kalabilir. Birkaç gün içinde İzmir’in tarihini, gastronomisini en azından ne bileyim bir esnafın canlanmasını sağlattırabiliriz.”İzmir'e ilk kruvaziyer gemi rezervasyonları gelmeye başladı - İzmir  Haberleri

“Gastronomi İzmir’in en büyük kozlarından biri”

İzmir mutfağının dünya çapında tanıtılması gerektiğini vurgulayan Veral, gastronomi turizminin kent için büyük fırsat sunduğunu söyledi. Boyozdan gevreğe, deniz börülcesinden enginara kadar çok sayıda yerel ürünün uluslararası tanıtımla markalaştırılması gerektiğini belirten Veral, son dönemde uluslararası organizasyonlarda Türk mutfağının daha fazla öne çıkmasının önemli olduğunu ifade etti.Veral,”Gastronomi artık tek başına turist çeken bir alan haline geldi. İzmir bu konuda dünyanın en güçlü şehirlerinden biri olabilir.”dedi.

“Turizm bir orkestradır”

Turizmin yalnızca otellerden ibaret olmadığını vurgulayan Veral, başarılı bir destinasyon için tüm kurumların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini söyledi.Veral,”Yani Alsancak Limanı’ndan çıkan bir turist kafilesini en azından bir Kemeraltının bir ucundan sokup öbür tarafından çıkarsak birçok şeyi halletmiş olacağız. Ha bu insanların burasını sevmesini, burada alışverişini, buranın esnafına birkaç kuruş kazanç sağlamasını nasıl sağlayabileceğiz? Ama bu söylediğim gibi turizm böyle tek bir şey değildir. Komple bir şeydir. Yani bir orkestra gibidir. İçindeki iki enstrüman çalmazsa o müzikten hiçbir şey anlamazsınız. Onun için bir bütünlük içinde en başta söylediğim gibi bir strateji olması lazım İzmir’in. Yani bir turist geldiğinden gittiğine kadar burada yapması gereken her şeyi bizim hazırlamış olmamız lazım. En iyi şekilde. Ve de bu insanlar buradan gittiği zaman mutlu, mesut gitmesi lazım ki bir daha gelsin. Veyahut da gelemiyorsa bir başkasına tavsiye etsin. Devlet, yerel yönetimler, yatırımcılar, esnaf ve sektör temsilcileri aynı hedef doğrultusunda hareket etmeli.”dedi.

“Bir esnafın yaptığı hata bütün Türkiye’yi etkiliyor”

Turizmde hizmet kalitesinin önemine de değinen Veral, bireysel hataların ülke imajına zarar verdiğini söyledi.Bir taksicinin, restoranın ya da esnafın yaptığı olumsuz davranışın sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya yayıldığını belirten Veral, dürüst ve kaliteli hizmet anlayışının turizmin temel taşı olduğunu ifade etti.Veral,”Bir taksicinin bir yanlış uygulaması. Bunun yanında bir dondurmacının işte bir kar hırsı. Ne bileyim bir lahmacuncunun bir aşırı bir isteğinin yani bir tane insanın yaptığı bütün Türkiye’ye mal oluyor. İşte ta çocukluktan aslında yetiştirmek lazım insanlarımızı ki bu ahlakla yetişmesin insanlar ki bütün Türkiye’yi etkiliyor bu. Yani orada onun kazanacağı birkaç kuruşu bütün dünya anında haber alıyor. Ve de insanların Türkiye’ye gelmesinden vazgeçtirilebiliyor. Haklı olarak. Çünkü hiç kimse böyle bir yere gelmek istemez. Bir de bu özellikle bazı çevreler bunu da aşırı köpürtüyor. Yani sanki bütün Türkiye böyleymiş gibi. Öyle de bir şey yok. Yani dünyanın her tarafında böyle bir şeyler olabilir ama yani bir tane insan bunu yaptı diye bütün Türkiye’ye de mal etmek hiç doğru bir şey değil. Biz maalesef ülke olarak böyle her şeyi abartmaya her şeyi büyütmeye hani bilinçli ve de bilinçsiz olarak. Kimi insan böyle bilip bilmeden yapıyor böyle şeyleri ama kimi insan da bilinçli yapıyor. Yani binlerce ben size pideci lahmacuncu söyleyeyim yüz elli, iki yüz liraya satan hatta satmakta zorluk çeken. Ama siz bir tanesini bulup da işte bin beş yüz liraya neyse iki bin beş liraya deyip de bütün Türkiye böyle algısını yaptığımız zaman biz kendi kendimize zarar veriyoruz. Tabii ki gönül ister  hiç kimse böyle bir şey yapmasın ama buna da mani olamıyoruz maalesef. Devletimiz zaten bunlara en ağır cezaları vermeye devam ediyor. Yani biz de bundan memnunuz aslında bu takım işlere hiç kimse girmemesini isteriz. Ama netice olarak ülkemizi etkiliyor. Bir kişinin yaptığı yanlış bütün Türkiye’ye mal ediliyor. Oysa binlerce dürüst esnafımız var. Ancak olumsuz örnekler daha hızlı yayılıyor. Bunun önüne eğitim ve bilinçlenmeyle geçebiliriz.”

“Turizm bacasız sanayi değil, stratejik bir ekonomik güç”

Turizm gelirlerinin Türkiye ekonomisi için hayati önemde olduğunu vurgulayan Veral, sektörün ithalata ihtiyaç duymadan ülkeye döviz kazandırdığına dikkat çekti.Veral,”Bugün bizim turizm olarak tek kalemde bir yılda yani yetmiş milyar dolar paradan bahsediyoruz. Devletimize bu parayı yurt dışından hiçbir ithalat yapmadan getirmekten onur duyuyoruz. Yani sektör olarak şahane bir şey bizim için. Hatta bunu arttırarak daha büyütecek imkanlarımız var. Hani biz bunu iki katına üç katına da çıkartabiliriz. Yani yeter ki önümüz açılsın. Hani doğru dürüst bir planlamayla biz bunu bütün Türkiye’ye dağıtalım. Biz ilk sabahtan beri konuştuğumuz üç tane dört tane ilden bahsediyoruz. Yani bu Antalya, İstanbul işte Kapadokya bir de hani biz saymayalım. Muğla, İzmir saymayalım bile yani. Ama bizim 81 tane elimiz var. Her biri birbirinden güzel. Her birinin değişik değişik özellikleri var. Biz bunu 12 aya yayabiliriz. Yani çok çeşitli yani sağlık turizminden tutun. O kadar çok yayabiliriz ki. Yani bunların hepsine müsait bir ülkemiz var. Yani düşünebiliyor musunuz? Bir tarafta Erzurum’da kayak yaparlarken öbür tarafta Antalya’da sıcaktan bunalan insanlarımız var. Hani ülkemiz bu konuda çok elverişli. Her türlü destinasyon burada var. Yeter ki biz bu turizmi iyi kullanalım. Yani şöyle de bir şey artık eğitimin falan verilmesi lazım. Okullarda ders falan okutulması lazım ki insanlar ekmeklerinin buradan çok daha kolay ve hızlı olacağını anlamaları lazım ki buraya destek olsunlar. Adam yani burada 10 günlüğüne, 20 günlüğüne gelen bir turist bir gevrekçiden etkilenebilir. Bir daha buraya gelmeyebilir. Ne bileyim bir taksiciden en fazla olanlardan bahsediyorum ama sizin yaptığınız bu kadar emek boşa gidebilir. “dedi.

“Sağlık turizminden gastronomiye kadar İzmir’in önü açık”

İzmir’in sadece deniz turizmiyle değil; sağlık, gastronomi, kültür, tarih, kongre ve inanç turizmiyle de dünyanın önemli destinasyonlarından biri olabileceğini belirten Veral, “Ülkemiz bu konuda çok elverişli. Her türlü destinasyon burada var. Yeter ki biz bu turizmi iyi kullanalım, yatırımları bu alanlara yönlendirilim”dedi.

“İzmir’i gerçek bir dünya turizm kenti yapmak zorundayız”

Konuşmasının sonunda ortak akıl çağrısında bulunan Başkan Veral, İzmir’in turizmde hak ettiği noktaya ulaşabilmesi için tüm kurumların aynı hedef doğrultusunda çalışması gerektiğini vurguladı.Veral,”Ülkenin de bu kadar ihtiyacı varken böyle bacasız, yurt dışından bir ithalatı olmayan bu sektörü daha yüceltmeye daha da büyütmeye uğraşmamız gerekiyor. Biz de elimizden geldiği kadar buraya katkı koymaya devam edeceğiz. Tabii bir sürü şeyler var eksi giden. Ne bileyim girdi maliyetlerinden biz bunlardan artık bahsetmek bile istemiyoruz. Yani otelcilerin de konaklama tesislerinde kendine göre çok büyük zorlukları sıkıntıları var. Biz artık bunlardan vazgeçtik. Yeter ki önümüzü birazcık açık tutun. Biz ülkemize daha fazla döviz getirmeye uğraşalım. İşimize gücümüze bakalım. Yeter ki bizi bir yerlerimizden kimse tutmasın. Engellemeye uğraşmasın. Biz zaten bu konuda tecrübeli bir sektörüz. Yani başımıza gelmeyen kalmadı diyebilirim. Pandemiden çıktık. Bolu yangını maalesef 78 kişimiz Allah rahmet etsin. Tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle bir faciadan geçtik. Arkasından bir sürü yönetmeliklerde değişiklikler oldu. Biz bütün Türkiye olarak buna çabucak ayak uydurup yeni mevzuata uymak durumunda kaldık. Biz böyle şeylere yani tecrübeli bir sektör olduğumuz zaman çabuk çabuk geçebiliyoruz. Yani hemen yıkılıp kalmıyoruz altından. Ama biz de önümüzün birazcık daha açık olmasını yani hırpalanmamayı açıkçası istiyoruz. İzmir’in sahip olduğu potansiyel tartışılmaz. Artık konuşma değil, ortak strateji ve ortak hareket zamanı. Devletimiz, yerel yönetimlerimiz, yatırımcılarımız ve sektör temsilcilerimiz el ele verirse İzmir yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz’in en önemli turizm merkezlerinden biri haline gelebilir. Biz de sektör olarak her ne kadar zorluklarımız olsa da bu hedef için çalışmaya, bu ülkeye daha fazla döviz getirmek için  uğraşmaya devam edeceğiz. Bu konuda çok kararlıyız.”dedi.