Öztürk, cil sağlık hizmetlerinin kâr, maliyet ve sözleşme dengeleriyle sınırlandırılamayacağını belirterek, “Hayati hizmetler mali tablolarla yönetilemez” dedi. Ambulansların acil vakalarda zamanla yarıştığını hatırlatan Öztürk, ücretli otoyollarda karşılaşılan geçiş bedelleri ve idari belirsizliklerin kamu hizmeti anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.
“Aynı ambulans, farklı yol, farklı muamele” diyen Öztürk, devletin işlettiği karayollarında ambulansların ücretsiz geçiş yaparken, YİD otoyollarında aynı ambulanslar için ya ücret ödendiğini ya da bu bedelin kamu bütçesinden karşılandığını hatırlattı. Bu durumun, acil sağlık hizmetlerini dolaylı biçimde maliyet kalemine dönüştürdüğünü savundu.
Kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı ve ağır yaralanmalarda müdahale süresinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Öztürk, ücretli otoyollardan kaçınmak zorunda kalan ambulansların daha uzun ve riskli güzergâhlara yönelmesinin hasta güvenliğini tehlikeye attığını belirtti.
Öztürk’ün Meclis’e sunduğu soru önergesinde; son beş yılda ambulans geçişleri için YİD otoyol işletmecilerine kamu bütçesinden yapılan ödemelerin toplam tutarı, bu ödemelerin hangi kalemlerden karşılandığı ve kurumlar arası yetki paylaşımının nasıl belirlendiği soruldu. Ayrıca, bu uygulamaların Sayıştay denetiminden geçip geçmediği ve müdahale sürelerine etkisine dair herhangi bir analiz yapılıp yapılmadığı da gündeme getirildi.
“Acil sağlık hizmetleri sistemin kenarında duran bir istisna değildir” diyen Öztürk, devletin bu hizmeti açık ve koşulsuz biçimde güvence altına alması gerektiğini vurguladı. Aksi halde yaşanan her gecikmenin sorumluluğunun kamunun üzerinde kalacağını ifade etti.
