Ödel, 15 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştiğini belirttiği törenle ilgili paylaşımında, okulun açılışının daha önce yapıldığını savunarak şu ifadeleri kullandı:“İki yıldır eğitim veren bir anaokulu için tekrar açılış töreni düzenlenmesi, şehirdeki kamu görevlilerinin mesaisinin bu törene ayrılması üzüntü vericidir. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ortadayken böyle bir gösteriye gerek yoktu.”
Ödel, törende güvenlik ve yerel yöneticilerin uzun süre beklediğini iddia ederek, basın mensuplarının yaptığı görüntü kayıtlarının daha sonra yayınlanmaması yönünde uyarıldığını da ileri sürdü.
“TOBB Başkanı yine açılış yaptı” iddiası
Paylaşımında TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun da törene katıldığını belirten Ödel:“Zaten 2024 eğitim yılı başında açılışı yapılmış olan anaokulunun açılışı tekrar yapıldı” ifadelerini kullandı.
Ödel ayrıca törenden sonra Buldan Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen buluşmada söz aldığını ve meslek odalarına yönelik eleştirilerini dile getirdiğini aktardı.
“Meslek odaları amaçlarından sapıyor” eleştirisi
Sosyal medya paylaşımında şu ifadeler yer aldı:“Gelişmiş demokrasilerde sivil toplum ve meslek odaları sistemi güçlendirirken, bizde bazı odaların gösteriş odaklı yapılar haline geldiğine üzülerek şahit oluyoruz. Toplanan kaynaklar savruluyor.”
Ödel ayrıca Buldan Ticaret Odası seçimlerinin “baskın seçim” şeklinde yapıldığını ve üyelerin yeterince bilgilendirilmediğini de öne sürdü.

“Basına konuşmaların yayınlanmaması yönünde telkin var” iddiası
Ödel, bazı oda başkanlarının basın mensuplarına konuşmalarının yayınlanmaması yönünde telkinde bulunduğunu da iddia ederek: “Yayınlayan basın mensupları dahi telefonla aranarak uyarılıyor” sözlerini paylaştı.
Hisarcıklıoğlu ile diyaloğunu aktardı
Ödel, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile aralarında geçen bir diyaloğu da paylaşımına ekledi: “Kendisine ‘29 yıla yaklaşan başkanlığınızı ne zaman bırakacaksınız?’ dedim. ‘Sen Ankara’ya gel, orada konuşalım’ yanıtını verdi. Ben de ‘Siz TOBB’u bırakın, ben de sizi tebrike geleyim’ dedim.”
Ödel, Hisarcıklıoğlu’nun kendisine “Ben bırakmam, seni bile gönderirim” dediğini ileri sürerek bu ifadeyi “kara mizah” olarak nitelendirdi.
