İzmir Ticaret Borsası’nın ocak ayı olağan meclis toplantısı, İZTO binasında Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda küresel gelişmeler, iklim krizi ile tarım ve hayvancılık sektörünün mevcut durumu değerlendirildi.
Kayıplar Anıldı, Meclis Üyeliğinde Devir Teslim
Toplantının açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, son dönemde yaşanan kayıplar nedeniyle taziye mesajlarını iletti.
Tuncer; Meclis Başkan Yardımcısı Nihat Sağır’ın annesi Hanife Sağır’a, Yüksek İstişare Kurulu ve Disiplin Kurulu Üyesi Ahmet Tuğrul Başer’in ablası Serpil Gürel’e, pamuk ajanlarından ve borsanın onur üyelerinden Korhan Girgin’in annesi Aliye Girgin’e ve Kristal Yağları ortağı, duayen iş insanı Noel Micaleff’e Allah’tan rahmet dileyerek ailelerine başsağlığı temennisinde bulundu.
Ayrıca Uçak Tekstil A.Ş.’yi temsilen meclis üyeliğini sürdüren Muhammet Uçak’ın yerine Yaşar Uçak’ın meclis üyeliğine devam edeceği bilgisi paylaşıldı. Muhammet Uçak’a katkılarından dolayı teşekkür edilirken, Yaşar Uçak meclise hoş geldiniz sözleriyle karşılandı.
“Yeni Yıl, Küresel Belirsizliklerle Başladı”
Yeni yılın ilk ayının küresel ölçekte son derece hareketli başladığını vurgulayan Tuncer, jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin ticaret üzerinde olumsuz etkiler yarattığını söyledi.
Ortadoğu’daki çatışmalara dikkat çeken Tuncer, masum sivillerin yaşadığı kayıplara vurgu yaparak barış ve hukukun egemen olduğu bir dünya temennisinde bulundu.
İklim Krizi: Artık ‘Yeni Normal’
Konuşmasında iklim krizine geniş yer ayıran Tuncer, son dönemde yaşanan aşırı hava olaylarının tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kuraklık, sel ve ani hava değişimlerinin artık istisna değil, süreklilik arz eden bir durum haline geldiğini ifade etti.
Meteorolojinin zirai don uyarılarının anlık ve saatlik takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Tuncer, özellikle ilkbahar geç donlarının meyve ağaçları ve sebze fideleri için ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Dijital tarım uygulamaları, erken uyarı sistemleri ve tarım sigortasının önemine dikkat çekti.
İklim Riski Endeksi Raporundan Çarpıcı Veriler
Yakın zamanda yayımlanan İklim Riski Endeksi 2026 Raporu’na değinen Tuncer, son 30 yılda aşırı hava olayları nedeniyle dünya genelinde 832 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 5,7 milyar kişinin doğrudan etkilendiğini ve 4,5 trilyon doları aşan ekonomik kayıp yaşandığını aktardı.
Ürün Deseni Değişiyor: Riskler ve Fırsatlar
Toprak Mahsulleri Ofisi raporlarına göre su ihtiyacı yüksek ürünlerden buğday ve arpaya yönelimin arttığını belirten Tuncer, bu durumun kısa vadede olumlu görünse de uzun vadeli riskler barındırdığı uyarısında bulundu. Türkiye’nin küresel un pazarındaki güçlü konumuna dikkat çekti.
Tarım ve Hayvancılıkta Zor Bir Ay
Ocak ayında tarım ve hayvancılık açısından olumlu haberlerin sınırlı olduğunu ifade eden Tuncer, besilik sığır ithalatının başladığını hatırlatarak uzun vadede kırmızı et ihtiyacının yerli ve milli kaynaklarla karşılanması temennisini dile getirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek” projesini önemsediklerini vurgulayan Tuncer, bu proje sayesinde etçi ırk anaç hayvan sayısının artırılabileceğini söyledi.
Kestelli: “Dünya Yavaşlıyor, Gelir Uçurumu Derinleşiyor”
İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, konuşmasında küresel ekonomide giderek belirginleşen yapısal kırılganlıklara dikkat çekti. 2026 yılının ilk ayındaki verilere bakıldığında dünya ekonomisinin ciddi bir yavaşlama sürecine girdiğinin açıkça görüldüğünü ifade eden Kestelli, Dünya Bankası’nın yayımladığı son Küresel Ekonomik Beklentiler Raporunun bu tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Rapora göre küresel büyümenin 2026 yılında yüzde 2,6’ya gerilemesinin, 2027’de ise yüzde 2,7 ile sınırlı bir toparlanma göstermesinin beklendiğini aktaran Kestelli, bu gerçekleşirse 2020’li yılların 1960’lardan bu yana küresel büyümenin en zayıf seyrettiği dönem olacağını vurguladı.
“Dünya büyüyor gibi görünüyor ama yeterince hızlı büyümüyor. Daha da önemlisi, bu büyüme kalıcı ve kapsayıcı bir refah üretmiyor” diyen Kestelli, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkın giderek açıldığına dikkat çekti.
“Küresel Gelir Uçurumu Kapanmıyor, Derinleşiyor”
Kestelli, 2025 yılı sonunda gelişmiş ekonomilerin büyük bölümünde kişi başına gelirin pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktığını, buna karşın gelişmekte olan ülkelerin yaklaşık dörtte birinin hâlâ 2019 seviyesinin altında kaldığını ifade etti.
Bu durumun yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını vurgulayan Kestelli, “Gelir uçurumu; sosyal dengeyi, istihdamı, göç hareketlerini ve küresel barışı doğrudan etkileyen ciddi bir risk alanıdır” dedi.
Önümüzdeki on yıl içinde gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 1,2 milyar gencin çalışma çağına gireceğine dikkat çeken Kestelli, mevcut büyüme temposunun devam etmesi halinde bu genç nüfus için yeterli ve nitelikli istihdam yaratmanın giderek zorlaşacağını söyledi.
Dünya Bankası’ndan Net Yol Haritası
Kestelli, Dünya Bankası’nın bu tablo karşısında üç temel başlığa dikkat çektiğini belirterek şunları sıraladı:
-
Altyapıya, dijital dönüşüme ve insan sermayesine yatırım,
-
Yatırım ortamını güçlendiren, öngörülebilir ve güven veren ekonomik politikalar,
-
Özel sermayeyi harekete geçirecek finansman modelleri.
Bunun yanında mali dayanıklılık ve bütçe disiplininin kritik bir unsur haline geldiğini vurgulayan Kestelli, gelişmekte olan ülkelerde kamu borç seviyelerinin son 50 yılın en yüksek düzeylerine ulaştığını hatırlattı.
“Mali Disiplin Büyümenin Önündeki Engel Değil”
Kestelli, mali kuralları uygulayan ülkelerde beş yıl içinde bütçe dengelerinde milli gelirin ortalama yüzde 1,4’ü oranında iyileşme sağlandığını ve bütçe istikrarının kalıcı hale gelme ihtimalinin arttığını ifade etti.
“Güçlü bir mali yapı ve sağlıklı bütçe dengesi büyümeyi yavaşlatan değil, sürdürülebilir büyümenin ön koşuludur” dedi.
Tarım ve Gıda Artık Stratejik Güç
Küresel tabloyu tarım ve reel sektör açısından değerlendiren Kestelli, düşük büyüme ve artan belirsizlik ortamında üretim gücü olan, gıda arzını yöneten ve emtia piyasalarında söz sahibi ülkelerin avantajlı konuma geçtiğini söyledi.
Bu nedenle tarım, sanayi ve ticaret politikalarının artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik kalkınma araçları haline geldiğini vurguladı.
İklim ve Doğa, En Büyük Küresel Risk
Kestelli, Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı 2026 Küresel Riskler Raporuna da değinerek, kısa vadede jeoekonomik gerilimler, dezenformasyon, toplumsal kutuplaşma, aşırı hava olayları ve savaşların öne çıktığını; uzun vadede ise en büyük tehdidin iklim ve doğa kaynaklı riskler olduğunu söyledi.
Aşırı hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı, ekosistem çöküşü ve su kaynaklarının azalmasının artık geri döndürülmesi zor süreçler yarattığını belirten Kestelli, “Bozulan toprak geri gelmez, kuruyan su kaynakları kendiliğinden dolmaz” ifadelerini kullandı.
“Sürdürülebilir Tarım Bir Tercih Değil, Zorunluluk”
Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını vurgulayan Kestelli, tarımın gıda güvenliği, kırsal kalkınma, sosyal istikrar ve stratejik bağımsızlık anlamına geldiğini belirtti.
İklim dostu tarım politikalarının artık bir lüks değil, küresel rekabet gücünün anahtarı haline geldiğini söyleyen Kestelli; kaynak verimliliği, dijital tarım, su yönetimi ve izlenebilirliğin bugünün konusu olduğunun altını çizdi.
2025’te İşlem Hacminde Güçlü Artış
Konuşmasının son bölümünde İzmir Ticaret Borsası’nın 2025 yılı işlem hacmine ilişkin verileri paylaşan Kestelli, toplam işlem hacminin yüzde 49 artışla 177 milyar liraya, dolar bazında ise 4,5 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
En yüksek payın hayvansal ürünler, yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, pamuk ve zeytinyağından oluştuğunu belirten Kestelli, bazı ürünlerde işlem miktarları artsa da tarımsal üretim açısından zor bir yılın geride bırakıldığını söyledi.



