Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kiraz Devlet Hastanesi’nde neler oluyor? Sendikadan Bakanlığa acil çağrı!

İzmir Kiraz Devlet Hastanesi’nde sular durulmuyor. Birlik Sağlık Sen, bir hastane müdürü hakkında dile getirilen fiziki saldırı planı, mobbing, sahte istihbarat bağlantısı ve usulsüzlük gibi yenilir yutulur olmayan çok ağır iddiaların araştırılması için Sağlık Bakanlığı’na acil müfettiş çağrısında bulundu.

İzmir Kiraz Devlet Hastanesi’nde sular durulmuyor. Birlik Sağlık Sen, bir

İzmir bürokrasisi ve sağlık camiası, Kiraz Devlet Hastanesi önünden yükselen çok ciddi iddialarla sarsıldı. Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Şevket Özfiliz ve sendika üyelerinin katılımıyla hastane önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, kamu vicdanını derinden yaralayan ve adeta bir suç dosyasını andıran iddialar kamuoyuyla paylaşıldı.

Sendika üyesi uzman doktordan CİMER başvurusu ve suç duyurusu

Hastanede görevli sendika üyesi Uzm. Dr. İbrahim Kılıç, iddiaları CİMER üzerinden Sağlık Bakanlığı’na taşırken, konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na da suç duyurusunda bulundu. Sendika lideri Ahmet Doğruyol, dile getirilen iddiaların sadece bir personelin kişisel sorunu olmadığını; şeffaflık, liyakat ve hukukun üstünlüğü meselesi olduğunu vurguladı.

İşte Hastane Yönetimini Sarsan O Ağır İddialar:

Basın açıklamasında, Kurum Müdürü D.E. hakkında şu çarpıcı iddialar sıralandı:

  • Fiziki Saldırı Planı: Kurum müdürü D.E.’nin, Uzm. Dr. İbrahim Kılıç’a yönelik üçüncü kişiler aracılığıyla fiziki bir saldırı planladığı, bu planın tesadüfen araya giren vicdanlı kişiler sayesinde son anda engellendiği ileri sürüldü.

  • Sahte İstihbarat Bağlantısı: Kurum müdürünün, hastane çalışanları ve çevre üzerinde korku imparatorluğu kurmak amacıyla kendisini istihbarat birimleriyle bağlantılı gibi gösteren beyanlarda bulunduğu iddia edildi.

  • Mevzuata Aykırı Rapor Baskısı: İlçedeki üst düzey bir kamu görevlisinin eşine mevzuata aykırı rapor verilmesi talebinin Dr. Kılıç tarafından reddedilmesi üzerine, kendisine yönelik sistematik bir mobbing ve baskı sürecinin başlatıldığı savunuldu.

  • Şirket Sponsorluğunda Özel Ofis: Kurum müdürünün bir yakınına ait özel iş yerinin tefrişat masraflarının, hastaneyle iş yapan bir yüklenici firma tarafından karşılandığı iddia edildi.

  • Yargı Kararına Uymama: Sözleşmesi yenilenmeyen Dr. Kılıç’ın mahkemeyi kazanmasına rağmen, 30 gün içinde uygulanması gereken yargı kararının iki ay boyunca bekletilerek hukukun çiğnendiği belirtildi.

  • Personeli Özel İşlerde Çalıştırma: Hastane çalışanlarının, kurum müdürünün şahsi mülklerinde ve özel işlerinde baskıyla çalıştırıldığı öne sürüldü.

“FETÖ” iddialı eski defterler yeniden açıldı

Açıklamada geçmişe dönük de çarpıcı bir iddia paylaşıldı. 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde, hastane müdürünün odasındaki faks cihazından başka sendika temsilcileri hakkında BİMER’e asılsız ihbarlar gönderildiği aktarıldı. Savcılığın takipsizlik kararına rağmen, sözleşmesi bittikten sonra mahkeme kararıyla görevine dönen müdürün, yerine bakan halefini kendisini tehdit ettiği gerekçesiyle savcılığa şikayet ettiği ve hiçbir resmi tespit olmamasına rağmen eski “FETÖ” suçlamalarını bu yeni dilekçeye de ekleyerek süreci sulandırdığı iddia edildi.

“Hiç kimse makamından aldığı güçle zorbalık yapamaz”

Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, iddiaların peşinen doğru kabul edilmediğini ancak bu kadar ağır ithamların görmezden gelinemeyeceğini belirterek taleplerini net bir şekilde özetledi:Bizler, BİRLİK SAĞLIK SEN olarak bu iddiaların tamamının doğru olduğunu peşinen kabul etmiyoruz. Ancak bu kadar ağır ve kamu vicdanını ilgilendiren iddiaların da görmezden gelinememez araştırılmasını incelenmesini yetkililerimizden istiyoruz.Talebimiz nettir;Sağlık Bakanlığı tarafından ilgili konular hakkında müfettiş görevlendirilmesini,tüm iddiaların bağımsız ve tarafsız şekilde araştırılmasını,tanıkların güvenliğinin sağlanmasını,baskı ve mobbing iddialarının titizlikle incelenmesini,kamu zararına yol açabilecek hususların açıklığa kavuşturulmasını,ve sürecin şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz.Hiç kimse makamından aldığı güçle çalışanlar üzerinde baskı kuramaz.Hiçbir kamu görevlisi hukukun üzerinde değildir.Devlet kurumları kişilerin değil, milletin kurumlarıdır.Bugün burada dile getirilen hususlar, bir kişinin değil; adalet, hukuk ve kamu vicdanının meselesidir.”