Türkiye Meclis Üyeleri Birliği Genel Başkanı Yalçın Kocabıyık, Ahmet Sarışın, Uğur Yelekli, Bülent Emre, Hatice Güleç, İnan Demirgıran,Melek Kartal, Ali Hıdır Uludağ ve İsmail Hakkı Bulunmaz’dan oluşan heyet Hayrettin Çakmak’a yaptıkları ziyarette sorunlara nasıl çözüm bulunuru konuştular.
Hayrettin Çakmak: “Kent Emeğin Omuzlarında Duruyor”
Türk-İş İzmir 3. Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve ekibiyle sağlıklı bir diyalog kurulamadığını belirterek sürecin yanlış yönetildiğini söyledi. Çakmak, “Hem bölgemiz adına hem emek dünyası adına sıkıntımız gerçekten de çok. Emek dünyası İzmir’de gerçekten de hiçbir şekilde sarsılmayacak şekilde sarsılmaya başladı. Bu da en büyük sıkıntıyı yaşatan büyük şehir belediye başkanı oldu. O süreç yanlış yönetildi. Siyasiler bizden kaçıyor başkanım. Onun için İzmir siyasetinden şikayetçiyiz. Biz ne vekil görüyoruz, ne meclis üyesi görüyoruz, ne kimse görüyoruz. Tanıdıklarımla hasbihal ediyoruz. Ama bu böyle gitmez başkanım. Bu böyle giderse inanın ki yarın sandığa adam getirebileceğinizi düşünmüyorum. Bizden neden kaçılır? Niye kaçılır? Bilmiyorum. Bizim sorularımıza cevap mı bulamadıkları için mi? Veremedikleri için mi kaçınır? Onu da bilmiyorum. Örgütlenirken dayağı yiyen biz, zamanı harcayan biz stresi yaşayan biz işinden olan biz. Raylı sistemde biz varız, kent ekmeği biz çıkarıyoruz, İZDENİZ’i biz işletiyoruz, güvenlik bizde. İnşallah yeni yıla kadar görüşürüz başkanım. Yoksa yeni yıldan sonra biz düğmeye basacağız bu sefer. Bu sefer kent sıkıntıya girecek. İnanın arkadaşlarım diyor ki başkan bir an önce eylemlere başlayalım Ben yine iyimser davrandım. Sıkıntı belki çözülür. Toparlanır. Yılbaşı gecesinin kimseye kabus etmeyelim. Herkes yılbaşı gecesini yaşasın. Güzel güzel. Bunu anlattım. Ayın ikisinden itibaren biz Büyükşehir Belediyesi’nde bütün mesaileri iptal ediyoruz. Bu toplu alınmış bir karardır. Niye? Çünkü parasını alamadığımız bir işi yapmak istemiyoruz.” dedi.

Yalçın Kocabıyık: “Bu Sürece Katkı Koymak İstiyoruz”
TMÜB Genel Başkanı Yalçın Kocabıyık, Türkiye genelinde güçlü bir yerel yönetim ağına sahip olduklarını vurgulayarak, sendikalarla ve belediyelerle çözüm odaklı bir diyalog kurulması gerektiğini ifade etti. Kocabıyık, “Biz bu süreci uzaktan izlemek istemiyoruz. Türkiye’nin 78 ilinde temsilcilerimiz var. Yerel yönetimlerin içinden gelen bir STK olarak katkı sunmak istiyoruz. Çünkü bizim Türkiye Meclis Üyeleri Birliği bugün Türkiye’nin yetmiş sekiz ilinde temsilcileri olan Türkiye’nin en büyük yerel yönetimler Sivil Toplum Kuruluşu. Yani biz telefonla sosyal medyayla Türkiye’nin her bir yerine ulaşabiliyoruz. O anlamda zannediyorum katkı koyarız. Ancak ne işveren olan belediyeler ne de sendikalar bugüne kadar böyle bir Sivil Toplum Kuruluşu’nun önemini değerlendirmediler. İnşallah bundan sonra olur diye düşünüyoruz. Çok önemli şeylerden bazı yani anlattığın her şeyin biz farkındayız. Hepsini altını çiziyoruz. İlk defa sizden duymadık. Bu sıkıntıları kendi aramızda hep konuşuyoruz, tartışıyoruz. Ne yapmalıyız düşünüyoruz. Buradaki tüm arkadaşlarım önemli görevlerde işin içindeler. Bir çözüm yolu bulunacak inşallah” diye konuştu.
Uğur Yelekli: “Sorunun Temeli Yanlış Siyasi Tercihler”
TMÜB Genel Sekreteri Uğur Yelekli, yaşanan krizin yalnızca sendikal değil, siyasi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Yelekli,” Emek varsa hak da vardır diyen bir anlayıştan geliyoruz. Geriye doğru baktığımızda aslında otuz beş yıl işte bütün ne görevler varsa CHP’de yapmış biri olarak da bunlara çok hakim olduğumu özellikle de söylemek isterim.Yani bu toplu sözleşmeler ilk defa bu grevler ilk defa yapılmıyor. Ama kabul edelim ki tarihin hiçbir döneminde bu derece bir sıkıntı işçi sendika bunları yaşamamıştı yani. Bir kere bunu belirteyim. Ben Büyükşehir’den belediye meclis üyesiyken aynı zamanda işçiler belediye meclis toplantısında kapıya geldiğinde meclisten çıkıp da onlarla birlikte olan insanım.Yani oradaki o dostlarım, sendikacı o dönemin arkadaşları da hepsi de iyi de bilir. Şimdi bunun iki tane nedeni var sevgili başkanım. Bir, geriye doğru baktığımızda bizim Cumhuriyet Halk Partisi’nde özellikle aday belirlemede hak eden, emek veren, mücadele eden, halkın içinde olan, STK’ların da bildiği insanlar belediye başkanı olurdu, meclis üyesi olurdu. Dolayısıyla o emek mücadelesini iyi bilen insanlar da yarın öbür günde o emek mücadelesi verildiğinde de yine emekten yana tavır alırlardı. Şimdi bizim maalesef aday olma kriterleri başka yere evrildi artık. Bugün liyakat yerine başka kriterler öne çıkıyor. Bu kopukluk kaçınılmaz olarak kriz üretiyor Her zaman biz emekten yana tavrımızı dün nasılsa bugün de tabii devam ettirmeye çalışıyoruz. Bu konuda da elimizden ne gelirse de Türkiye Meclisi Ünlü Birliği olarak da yapmak da isteriz sevgili başkanım.” dedi.
İnan Demirgıran: “Genel Merkeze Raporlanmalı”
İnan Demirgıran, yaşananların yalnızca İzmir özelinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin parti genel merkezine raporlanmasının önemine dikkat çekerek,“Bu zihniyet işçiyi yok sayıyor. Bunun partiye zarar verdiğini herkes görüyor” ifadelerini kullandı.
Ali Hıdır Uludağ: “Sorun Sadece Yerel Değil, Siyasal”
Türkiye Meclis Üyeleri Birliği üyesi Ali Hıdır Uludağ, yaşanan krizin yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sendikalar arasında bir uyuşmazlık olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Uludağ, emek sorunlarının yerel ölçekte çözülemeyecek kadar derin ve yapısal hale geldiğine dikkat çekti.
Uludağ, “Bugün yaşadığımız tablo yalnızca bir belediye-sendika gerilimi değildir. Bu, üretimden yana olmayan siyasal anlayışın doğal sonucudur. Kent yoksulluğu büyüyor, en çok da işçiler ve emekçiler bu yükü sırtlanıyor. Üretenin korunmadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” dedi.
Diyalog çağrısını yineleyen Uludağ, “Sendikal iradenin burada var olduğunu görüyoruz. Ancak aynı iradeyi siyasal tarafta görmekte zorlanıyoruz. Üretimden, emekten ve halktan yana bir yönetim anlayışı tesis edilmediği sürece bu sorunlar farklı biçimlerde karşımıza çıkmaya devam eder” ifadelerini kullandı.
Bülent Emre: “Emek ve Sosyal Politikalar Ortak Zeminimiz”
Bülent Emre, Türk-İş’in yalnızca ücret pazarlığı yapan bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, sendikaların sosyal politikalarda da önemli bir aktör olduğunu vurguladı.
Emre, “Emek varsa hak vardır. Yerel yönetimlerle sendikalar arasındaki ilişki sadece toplu sözleşmelerle sınırlı değildir. Bu ilişki, sosyal politikaların nasıl üretileceğini de belirler. Liyakat, adalet ve eşitlik temelinde kurulmayan her yapı, er ya da geç kriz üretir” dedi.
İzmir’de yaşanan sürecin Türkiye geneline örnek olabileceğine dikkat çeken Emre, “Burada atılacak her adım, diğer şehirlerdeki emek mücadelesini de doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle sorumluluk sadece sendikalarda değil, karar alma mekanizmalarındadır” diye konuştu.
Hatice Güleç: “Kent Yönetimi Vatandaşı Tatmin Etmiyor”
Hatice Güleç ise konuşmasında kent yaşamına dair gözlemlerini paylaşarak, yaşanan sorunların yalnızca işçi-işveren ilişkisi üzerinden okunmaması gerektiğini söyledi.
Güleç, “İzmir’de yaşayan bir yurttaş olarak kent hizmetlerinde ciddi aksaklıklar görüyoruz. Temizlik, aydınlatma ve düzen konularında uzun süredir sorunlar yaşanıyor. Ancak bu aksaklıkların sorumluluğu çoğu zaman doğrudan işçilerin üzerine yıkılıyor” dedi.
Sendikaların varlığının bu noktada hayati olduğunu vurgulayan Güleç, “İşçilerin insanca yaşayabileceği bir ücret alması bir lütuf değil, haktır. Kentin sorunlarını çözmek için emeği yok sayan bir anlayışla yol alınamaz. Çözüm, işçiyi hedef göstermek değil, yönetim anlayışını sorgulamaktır” ifadelerini kullandı.
Ahmet Sarışın, Melek Kartal ve İsmail Hakkı Bulunmaz da Söz Aldı
Toplantıda Ahmet Sarışın, Melek Kartal ve hukukçu İsmail Hakkı Bulunmaz da söz alarak, sendikal mücadelenin hukuki, siyasal ve toplumsal boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Plaket Takdimiyle Sona Erdi
Toplantı sonunda Hayrettin Çakmak’a plaket takdim edildi. Program, tüm konuşmacıların yer aldığı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

