Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Abalı Yağ Reklamı

“Bu bir doğal afet değil, yönetim sınavı”

Depremler, seller, yangınlar… Türkiye bir kez daha aynı soruyla yüzleşiyor: Afetler mi öldürüyor, yoksa hazırlıksızlık mı? Bu sorunun yanıtı, Kıyı Ege Belediyeler Birliği (KEBB) tarafından İzmir Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İzmir’de Afet” çalıştayında yüksek sesle tartışıldı.Yerel yönetimlerin, uzmanların ve afet sahasında görev almış isimlerin bir araya geldiği buluşmada verilen mesaj netti: Afet kaçınılmaz olabilir, ancak felakete dönüşmesi kader değil.

Depremler, seller, yangınlar… Türkiye bir kez daha aynı soruyla yüzleşiyor:

Çalıştaya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile KEBB ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın açılış konuşmalarının ardından; Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, AKUT Kurucusu Nasuh Mahruki, Deprem Bilimci Dr. Ramazan Demirtaş ve gazeteci İsmail Küçükkaya katıldı.

“Japonya’da Olmuyor, Bizde Neden Oluyor?”

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Türkiye’deki deprem kayıplarını sert sözlerle eleştirdi. “Japonya’da bir kişinin burnu kanamazken biz binlerce yurttaşımızı kaybediyoruz. Karar mekanizmalarında hız sorunu var” diyen Denizli, 6 Şubat depremlerinde Hatay’da üç gün boyunca iletişimin sağlanamadığını, baz istasyonlarının çöktüğünü ve analog sistemlerin devreye alınmadığını söyledi.

“Tüm gücümüzü dijital dünyaya teslim etmişiz” ifadelerini kullanan Denizli, afet anında alternatif iletişim altyapısının hayati önem taşıdığını vurguladı.

 “72 Saatlik Kesintisiz İletişim Deneyimi”

Çeşme’de dört gün süren yangını hatırlatan Denizli, rüzgârın yön değiştirmesi nedeniyle müdahalelerin zorlaştığını belirtti.“72 saat boyunca kesintisiz iletişim sağlayan bir ağ kurduk. Telsiz temelli sistemler afet anında vazgeçilmez” dedi.

Denizli, “Umarım depreme dirençli kentleri kurmayı başarırız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Bayraklı Gerçeği: “İnsanlar Mezar Olacak Evlerde Yaşıyor”

Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, ilçenin hem sel hem yangın hem de deprem felaketleri yaşadığını hatırlattı.30 Ekim depreminde 117 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Önal, dönüşmesi gereken binin üzerinde bina bulunduğunu söyledi.Önal,”Bayraklı afet kenti, göreve başladığımızda sel baskınında 2 yurttaşımızı yitirdik, büyük yangın yaşadık. Bu koordinasyonu ilerletebildiğimiz sürece bunların önüne geçebiliriz ama sadece yerel yönetimler üstesinden gelemez. Her acı sonrasında ders çıkarmamıza rağmen sonra günlük siyasetin konusu haline getirerek kutuplaştırılıyor. Bayraklı 30 Ekim depreminde en büyük yıkımı yaşadı. 7 ayrı bölgede yıkım yaşadık, 117 canımızı kaybettik. Hükümetin yaptığı konutlardan sonra yüzlerce bina için bizler çare aradık. Büyükşehir’in katkılarıyla inşaat artışı ile destek saplandı, ada bazı yüzde 30, parselde yüzde 20 artış verildi. Bu da inşaat maliyetinin yüzde 40 ila yüzde 60 oranında karşılıyor. Bakanlık Bayraklı’da 7 ayrı bölgede yıkılan binaların yerine yenilerini yaptı ancak dönüşmesi gereken binin üzerinde bina var. Riskli olabileceğini öngördüğümüz binin üzerinde yapıyı bildirdik ama insanlar dönüşüme girmek istemiyor, yapılarının depreme dayanıksız olduğunu biliyorlar ama evlerinin yıkılmaması için o testleri yapmıyor, yapmak isteyeni dava ediyor. İnsanlar kendilerine mezar olacak bu yapılarda yaşamaya mecbur kalmış” dedi.

 “Dönüşümün Önündeki En Büyük Engel: Finansman”

Önal, 6306 sayılı yasa kapsamında 6 yılda yalnızca 300 binanın dönüştüğünü, bunların yarısının hâlâ inşaat aşamasında olduğunu açıkladı.

“Bugün bir dairenin dönüşümü en az 4 milyon lira. Aylık kredi ödemesi 90 bin lirayı geçiyor. Ayda 90 bin lira ödeyebilecek insanlar zaten o evlerde yaşamıyor” ifadelerini kullandı.

“Bu toplumun yüzde 70’i depreme dayanıksız yapılarda yaşıyor. Yerel ve merkezi hükümet birlikte hareket etmeli” çağrısı yaptı.

 Bornova’da ‘Dijital İkiz’ Dönemi

Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, afet yönetiminde veri temelli sisteme geçtiklerini açıkladı.Eşki,”Belediye çalışanıyken deprem bölgesinde 48 ceset çıkardığını söyleyen Başkan Ömer Eşki, “Daha trafik kurallarına uymayı başaramayan bir halkız o yüzden koordinasyonu hayata geçiremiyoruz. Organizasyon eksiğiniz var, tüm sorunları çözecek imkanları aslında sahibiz. Belediye çalışanı iken depreme yardım için gittim, araca bir kişi yaklaştı ve cenaze torbanız var mı diye sordu, o an nasıl bir yerde olduğumuzu anladım. 48 ceset çıkardım” dedi.

Dijital ikiz uygulamasını anlatan Eşki, “Koordinasyon eksikliğinden kaynaklı veriye dayalı organizasyon süreci yürütmek istedik, dijitalleşme süreci başlattık, dijital ikiz oluşturduk. Temel hedefimiz verileri doğru toplayıp analiz etmek. Bornova’da yapılan çalışmayı da buraya entegre ettik, hangi binaların hangi şiddetle yıkılabileceğini hesap edebiliyoruz. Köprüleri doğalgaz, elektrik hatlarının depremle ilişkili şekilde ne hasar alacağını tahmin edebiliyor, planlamamızı da ona göre yapıyoruz. Yolların kapanıp kapanmama halini, hangi toplanma alanlarında nasıl bir araya gelineceğini, kaosu yönetmeye çalışacağız. Maraş depreminde sendika şube başkanıydım, Maraş’a yola çıktık. Yanımızda araç gereç vardı, Konak Belediyesine uğradık ve onların yeleklerini, baretlerini taktık. Gittiğimizde ‘Geldiler’ dediler. İkinci gün oradaydık. Vatandaşın paniğini yenmek en büyük iş” dedi.

TOMA’dan YOMA’ya: Yangına Yeni Müdahale

Bornova’daki orman yangınlarına dikkat çeken Eşki, tankerleri basınçlı su atabilen müdahale araçlarına dönüştürdüklerini söyledi. Eşki,” TOMA’lara benzeyen yangın olaylara müdahale aracını anlatan Eşki, “Bornova’da çok fazla ormanlık alanımız var ve yangın elektrik telinden, mangaldan, ranttan çok çıkıyor. Tankerlerimizi polis TOMA’larına özenerek YOMA’ya çevirdik. Yangın olaylarına müdahale aracı. Gezi eylemlerinden esinlendik. 120 metrenin üzerinde menzille basınçlı su atıyor ve yangınların söndürülmesinde etkin oldu” dedi.

“Çılgın Proje Yaza Hazır”

Eşki, detay vermediği bir afet projesini yaz aylarına yetiştireceklerini açıkladı.“Bilgiye dayalı mücadele vereceğiz. Elimizdekini doğru kullanacağız” dedi.

Eşki açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;En son selle karşılaştık, toplanma alanlarını tespit ettik ve tersine eğimle bu suyu dereye göndereceğiz. Dere yatağında kurulmuş sanayilerimiz var. Derenin üzerine ev yapmışız, su basınca nerede bu devlet, belediye diyen vatandaşımız var. Benim bu mücadeledeki temel hedefim elimizdekini iyi kullanmak. Yakında hibrit ağaçları kullanarak enerji üreteceğiz. Bilgiye dayalı mücadele vereceğiz.”

 “Risk Yönetimine 1 Lira, Krizde 36 Lira Tasarruf”

AKUT Kurucusu Nasuh Mahruki, afet yönetiminin dört aşamalı bir model olduğunu vurguladı: hazırlık, müdahale ve iyileştirme.

Mahruki,“Hepimizin her an deprem olacakmış gibi hazır olmasında fayda var. Hepimiz gezip turizm faaliyeti yapıyoruz, deprem her an hepimizi yakalayabilir. O yüzden hepimizin hazır olması gerekiyor. Afetlerle mücadelenin temel bileşeni 4 aşamalı bir model: Risk ve kriz yönetimi olarak ikiye ayrılıyor. Hazırlık ve önlem yapmak gerekiyor; kriz yönetiminde ise artık o kriz kucağınızda. Bundan sonra yapabileceğiniz tek şey etkin ve doğru müdahale. Kriz yönetimin son safhası da iyileştirme. Kriz yönetimi çok pahalı bir safha. Risk yönetiminde harcadığınız bir birim lira, kriz sonrası 36 birim liradan sizi kurtarıyor. Risk yönetimine kaynak aktarmak bu işin en doğrusu” dedi.

“Tabut Binaları Yıkmak Zorundayız”

Mahruki, bazı yapıların kesinlikle yıkılması gerektiğini belirterek,”İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay mikro bölgelendirme ve riskli yapıların dönüşümünden bahsetti. Bu çok önemli. Bazı apartmanlar kesin yıkılacak hatta kendi kendine yıkılan binalar var. Bu tür binalar tabut binalar, yapılması gereken şey o binaları tespit edip amasız ve fakatsız onları yıkmak. Biz bu işi yapmazsak deprem o binaları insanlar içindeyken kesin yıkacak. Kentsel dönüşüme ihtiyacımız var, güçlendirme yapmanın yüzde 40’ı üzerinde çıkıyorsa güçlendirme değil yıkmayı tercih ediyorlar. Güçlendirmede ne kadar hasar alırsa alsın binanın taşıyabilir yapısı ayakta kalsın ve insanlar o binadan yürüyerek çıksın. Dolayısıyla tabut binaları yıkacak, birçok binayı da güçlendirip insanların yürüyerek çıkmasını sağlayacağız” ifadelerine yer verdi.

“Depremlerde Ölmek Takdiri Siyasi”

6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mahruki, iletişim ve koordinasyon eksikliğine dikkat çekti. Afet yönetiminde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin daha aktif rol alması gerektiğini savunan Mahruki, konuşmasında çarpıcı ifadelere yer verdi: “Depreme hazırlık aşaması hükümetin işidir. Vergiyi toplayan o. Meclis yapacak o işi. Yerel yönetimler de sorumluluk üstlenmeli. 6 Şubat’ın trajediye dönmesinin sebebinin bir sebebi de ulaşımdır. İletişim de olmazsa olmazdır. Basit bir depremde bile GSM operatörleri çöktü. Devletin operatörlere baskı kurması lazım. Bu afet anında iletişim bir kamusal hizmettir. Sadece kar odaklı olmamalı. O gün geldiğinde her şeyin kitlendiği an dijital ekiz oluşursa veri odaklı bir şekilde ilerleyebilirsiniz. 2009 yılında 3 kurum kapatıldı. 50-60 yıllık veri havuzu yok edildi ve yetkiler AFAD’a verildi. Çadır kurmaktan sorumlu bir AFAD yaptılar. AFAD’ın başındaki diyanetten getirildi. Ne anlar? Nasıl becerir? Afetlerle mücadele ordularla yapılır. Afetin için hazırlanan tüm unsurların kapasitesi yetmiyor. TSK destek grubuna iletildi. Orada Diyanet işleri ve TOKİ var. Afetlerle mücadelede TSK ortak bir grupta destek haline geldi. 6 Şubat’ın trajediye dönüşmesi engellenemedi. TSK’nın yeniden başa getirilmesi lazım. Asker barış zamanında afetler için mücadele eder. Savaş koşulları ve afet koşulları birbirine benzer. Depremlerde ölmek takdiri siyasi” dedi.

TSK’NIN TABURLARI ÇÖPE ATILDI

Mahruki açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;“6 Şubat’ta bu kadar çok sayıda enkazın olmasının bir sebebi de tarım alanlarının imara açılması. Oraya 12 katlı bina yaparsanız bina çöker. Bizim son yönetmeliğimi Japonya ile aynı ama uygulanıyor mu? İmar barışıyla bir bina affedildi. Af insanlar için geçerli. Binanın nesini affediyorsunuz, bağış adı altında ruhsat veriyorsunuz? Tek adamın dar kadroları bizi buraya getiriyor. Birey artık devlet için çalışıyor. Devletin birey için çalışması gerekirdi. 2001 yılında ekonomik krizin bahanesiyle erken genel seçime gidildi. Yüzde 10 seçim garabeti ile AKP bir daha gitmemek üzere geldi. Afetlerde depremden sonraki ilk saniyeler, dakikalar, saatler ve günler çok önemli. Depremler yangınları tetikler. Hazırlıklı olmak lazım. En çok insan ilk gün kurtarılır. İlk 3 gün kritiktir. TSK’nın doğal afet yardım taburları, planları vardı. Bunların hepsi çöpe atıldı. Asker sahaya çıktı ama plansız çıktı. Geç çıktı ve az sayıda çıktı.”

Ortak Mesaj

Çalıştayda verilen ortak mesaj netti: Afetler doğanın gerçeği, ancak felakete dönüşmesi yönetim, planlama ve koordinasyon eksikliğinin sonucu. Dirençli kentler için bilimsel akıl, güçlü iş birliği ve kararlı irade şart.

Reklamı Geç