“Türkiye Dünya 4’üncüsü Ama İzmir Sadece %3 Pay Alabiliyor”
Program, 2025 yılı turizm verilerinin değerlendirilmesiyle başladı. Türkiye’nin dünya genelinde gelen turist sayısında dünya 4’üncülüğüne yükseldiğini hatırlatan Egeyön TV muhabirinin sorusu üzerine söz alan DEÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Işıl Özgen, İzmir’in bu tablodaki yerinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
İzmir’in yıllık 1.6 – 1.7 milyon turist sayısı ile kendi nüfusunun yarısına sahip Antalya’nın 10’da 1’i oranında kaldığına ve Türkiye genelinden yalnızca %3 pay aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Işıl Özgen şunları söyledi:”İzmir olarak olmamız gereken yerin çok altındayız. Coğrafya kaderdir derler; lokasyon olarak harika bir yerdeyiz, tarihle, kültürle ve gastronomiyle iç içeyiz. Bu rakamları yukarı çekmek için değerlerimizi sürdürülebilirlik mantığıyla kullanmalıyız. İzmir ve çevresinde harika festivaller yapılıyor ancak katılım ağırlıklı olarak yerel turist düzeyinde kalıyor. İç turizmi geliştirmeden dış turizm gelişmez; bu, Türkiye’nin ilk turizm profesörü Hasan Olalı’nın ilkesidir. Pandemi döneminde de gördük ki kriz anlarında iç pazar hayat kurtarır. Ancak asıl hedefimiz, iç pazarı güçlü tutarken dışarıdan gelen nitelikli turist sayısını artırmak olmalıdır.”

“Efes’e Gelen Turist İzmir’e Uğramadan Kuşadası veya Denizli’ye Gidiyor”
Turizm ve Gastronomi Yönetimi Programları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Erdem Aktaş ise İzmir’in otelcilik altyapısının hem şehir içi hem de resort düzeyinde gelişmiş olmasına rağmen turist sayısının düşük kalmasının nedenlerini açıkladı. Yıllar önce Prof. Dr. Hülya Kurgun ile İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde gerçekleştirdikleri destinasyon imajı araştırmasına değinen Doç. Dr. Aktaş, acı bir gerçeği paylaştı:
-
Havalimanına İnen Turist İzmir’i Bilmiyor: Dış hatlardan giren turistin İzmir adını dahi bilmediğini, Selçuk veya Efes’in İzmir’den daha popüler olduğunu tespit ettiklerini belirten Aktaş; turistlerin havalimanından ya da kruvaziyer gemilerinden otobüslere bindirilerek doğrudan Selçuk, Efes veya Meryemana’ya götürüldüğünü dile getirdi.
-
İzmir Konaklama ve Harcamadan Pay Alamıyor: Turistlerin Efes’teki inanç ve kültür ziyaretinin ardından konaklamak ve harcama yapmak üzere Kuşadası veya Denizli (Pamukkale) bölgesine kaydığını ifade eden Aktaş, İzmir’in bu rotalarda transit geçiş noktası olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Çıkış Yolu: “Her Şey Dahil Sisteminden Butik Turizme Geçiş”
Türkiye’nin turist sayısında dünyada üst sıralarda olmasına rağmen turizm gelirinde aynı başarıyı yakalayamamasının temel sebebinin “Her Şey Dahil” (All-Inclusive) sistemi olduğunu savunan Doç. Dr. Erdem Aktaş, değişen dünya trendlerine dikkat çekti:”Gelen turist otelden çıkmadığı sürece yerel halkın kalkınması imkansızdır. Her şey dahil sisteminde turist para derdi olmadan güneş ve denizini alıp ülkesine dönüyor. Biz ise sürdürülebilirlik açısından yerel esnafın kazanmasını, kültürümüzün deneyimlenmesini istiyoruz. Artık kitlesel turizmden bireysel ve butik turizme geçiş var. ‘Bed & Breakfast’ (Oda-Kahvaltı) konseptli butik otelleri ön plana çıkarmalı, turist profilini ve harcama alışkanlıklarını değiştirmeliyiz.”
Dekan Özgen’den heyecanlandıran vizyon: “Kemeraltı yaşayan Gastronomi Müzesi olmalı”
İzmir’i üst sıralara taşıyacak iki ana lokomotifin Gastronomi Turizmi ve Sağlık Turizmi olduğunu ifade eden Dekan Prof. Dr. Işıl Özgen, tarihi Kemeraltı Çarşısı için hayal ettiği projeyi de ilk kez açıkladı:
-
Urla Enginarı ve NATO Zirvesi: NATO Zirvesi’nde dünya liderlerine Urla Sakız Enginarı sunulmasının paha biçilemez bir reklam olduğunu belirten Özgen, coğrafi işaretli ürünlerin ve Michelin yıldızlı restoranların (Urla örneğinde olduğu gibi) turist çekmedeki rolüne değindi.
-
Yaşayan Gastronomi Müzesi: Kemeraltı’nın Kızlarağası Hanı ve İzmir İktisat Kongresi binası gibi devasa bir tarihi mirasa ev sahipliği yaptığını hatırlatan Özgen; “Kemeraltıyla ilgili hayalim var. Kemeraltı gastronomi anlamında yaşayan bir yer. Çeşitli ustaların, üstatların olduğu bir yer. Aynı zamanda kültürel anlamda da çok önemli bir yer. Neden diyorum yaşayan bir gastronomi müzesi haline getirmeyelim orayı. Kemeraltı klasik, statik bir müze değil; dijitalleşmenin, 3 boyutlu simülasyonların ve yapay zekanın kullanıldığı ‘Yaşayan Gastronomi Müzesi’ haline getirilmeli. Turist orada dijital ve kültürel deneyimi yaşamalı, ardından sokağa çıkıp ustalardan o lezzetleri tatmalı, workshoplara katılmalı. Bu proje hayata geçerse dünyada eşi benzeri olmaz” dedi.
Agroturizm (Tarım Turizmi) ve Toskana’ya benzeye Urla/Kuşçular
Geleceğin en büyük turizm trendlerinden biri olan Agroturizm (Tarımsal Turizm) konusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Işıl Özgen, dünyada İtalya’nın birinci, İspanya’nın ikinci,yakın komşumuz Yunanistan’ın ise Türkiye’nin ciddi rakibi olduğunu belirterek Türkiye’nin sahip olduğu tarımsal kapasiteyle bu alanda liderliğe oynaması gerektiğini vurguladı: “Agroturizm, kentte yaşayan insanların toprakla buluşmasıdır. Bademler Köyü’nde veya Urla’da ailelerin çocuklarıyla dalından meyve toplayıp parasını ödeyerek çıktığı güzel girişimcilik örnekleri var. Çiftçi kazanırsa toprağını terk etmez, şehre göç durur. Urla Kuşçular bölgesinde bağ ve zeytinyağı rotaları çizildi. Yakın gelecekte Kuşçular’ın İtalya’nın Toskana bölgesi seviyesine ulaşacağını düşünüyorum. Sürdürülebilirlik; 1713’te Almanya’da ormancılıkla, ardından Malthus’un nüfus teorisiyle başladı. Toprağımızı koruyarak 12 aya yayılan tarım turizmini yasal altyapısıyla oturtmalıyız.”
“Sağlık turizmi ile çıtayı yükselteceğiz”
İzmir’in nitelikli hastaneleri ve uzman hekim kadrosuyla Sağlık Turizmi alanında devasa bir avantaja sahip olduğu ifade edildi. Hollywood Smile (diş estetiği), saç ekimi, plastik cerrahi ve mide küçültme ameliyatları için yurt dışından gelen hastaların 5-6 kez Türkiye’ye geldiklerini söyleyen Özgen, geçmişteki Balçova Termal örneğini vererek İskandinav ülkeleriyle yapılan devlet sigortası protokollerinin benzerlerinin günümüzde de yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizdi.
Dr. Görkem Girgin: “1 kilo kuru bamya 5 bin lira, katma değer şart!”
Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Görkem Girgin ise turizmin ve gastronomiten elde edilen gelirin artması için “katma değer” kavramına vurgu yaptı: “İzmir; şambali, boyoz, midye ve enginar gibi değerlere sahip. Ancak sadece geleneksel sunum yetmez. Turistlere unutamayacakları bir gastronomi deneyimi sunmalıyız. Örneğin kurutulmuş bamyanın kilosu bugün 5 bin lira. Biz coğrafi işaretli ürünlerimizi genç şeflerimizle, füzyon mutfağıyla uluslararası standartlara taşıdığımızda kazancımız 1 değil 25 katına çıkacaktır. Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi Bölümü olarak son yıllarda bu vizyonu verdik. Yılda 5-6 öğrencimiz kendi konsept işletmesini açıyor. ABD’de, Meksika’da şef olan, dünyada 33 şubesi bulunan elit restoranlarda görev yapan 20’den fazla mezun öğrencimiz var.”
“Antalya’daki Belek sıçraması gibi İzmir de birleşenlerle ilerlemeli”
1980’lerde Antalya Belek’in dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal önderliğinde bataklıktan dünya standartlarında bir golf ve spor turizmi merkezine dönüştürülmesini örnek gösteren Egeyön TV muhabirinin “İzmir için geç mi kaldık?” sorusuna yanıt veren Doç. Dr. Erdem Aktaş; “Asla geç kalmadık. Devlet, belediyeler, ticaret odaları ve STK’lar ortak projelerde birleşmeli. Biz üniversite olarak Horizon, Erasmus Plus ve AB hibe projelerine aktif başvurular yapıyoruz. Doğru pazarlama ve influencer marketing gibi modern kanallarla İzmir hak ettiği yatırımı alacaktır” yanıtını verdi.
Öğrencilere Çağrı: “Biz ara eleman değil, yönetici adayı yetiştiriyoruz”
Programın sonunda üniversite tercih döneminde olan gençlere seslenen akademisyenler, DEÜ Turizm Fakültesi’nin ayrıcalıklarını aktardı:
-
İşsizlik Kaygısı Yok: Mezun olan öğrencilerin tamamına yakınının staj yaptıkları kurumlarda doğrudan istihdam edildiği ve sektörde kalifiye eleman açığı nedeniyle işsizlik sorunu yaşanmadığı belirtildi.
-
Teorik Değil Saha Odaklı Eğitim: Yıl boyunca düzenlenen baklava/pizza workshopları, CEO ve usta buluşmaları, teknik geziler ve Basmane-Kadifekale-Kemeraltı kültür turlarıyla öğrencilerin yönetsel vizyon kazandığı ifade edildi.
-
Dubai’den Karayipler’e Uzanan Kariyer: Fakülte mezunlarının kısa sürede yurt dışında genel müdürlük ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarına yükseldikleri vurgulanarak aday öğrenciler Dokuz Eylül Üniversitesi çatısı altına davet edildi.



