Derinlik sorunu çözülmeden rekabet zor
Alsancak Limanı’nın uluslararası deniz taşımacılığındaki yerini koruyabilmesi için altyapı eksiklerinin giderilmesi gerektiğine dikkat çeken Özgener, özellikle su derinliğinin yetersizliğinin büyük bir engel olduğunu ifade etti.
Yeni nesil büyük konteyner gemilerinin limana yanaşabilmesi için navigasyon kanalının açılmasının şart olduğunu belirten Özgener, bu adım atılmadığı takdirde limanın mevcut potansiyelinin tam anlamıyla değerlendirilemeyeceğini dile getirdi.
Kara yolu maliyetleri limanların kaderini değiştiriyor
Küresel ticarette değişen dengelere de değinen Özgener, kara yolu taşımacılık maliyetlerinin ciddi şekilde arttığını söyledi.
Yüklerin limanlara ulaşım maliyetinin, deniz taşımacılığıyla yarışır hale geldiğini belirten Özgener, bu nedenle limanların konum avantajının her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurguladı. Alsancak Limanı’nın doğal ve korunaklı yapısının ise İzmir için önemli bir avantaj olduğunun altını çizdi.
Liman, kentle bütünleşen bir yaşam alanına dönüşebilir
Özgener, limanın yalnızca yük ve yolcu taşımacılığıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, kentin sosyal hayatına entegre edilmesi gerektiğini ifade etti.
Özellikle yolcu iskelesi çevresinin yeniden planlanarak turizm ve ticaret odaklı bir cazibe merkezine dönüştürülebileceğini dile getiren Özgener, restoranlar, mağazalar, kültür-sanat alanları ve yürüyüş yollarıyla zenginleşen bir liman vizyonu çizdi.
Dönüşümde hassas denge: Esnaf ve çevre korunmalı
Planlanan dönüşüm sürecinde dikkat edilmesi gereken unsurlara da değinen Özgener, yerel esnafın korunmasının ve küçük işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Ayrıca çevresel etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Özgener, sürecin insan ve doğa odaklı ilerlemesi gerektiğini ifade ederek, İzmir iş dünyası olarak bu dönüşümde sorumluluk almaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.



