Küresel belirsizlik derinleşiyor
Dünyada dengelerin yeniden şekillendiğini ancak henüz net bir sistemin oluşmadığını belirten Diren, özellikle savaşların ve jeopolitik gerilimlerin etkisinin uzun sürebileceği uyarısında bulundu.
Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD-Çin rekabeti, Avrupa’nın stratejik hamleleri ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların küresel ekonomiyi çok katmanlı bir belirsizlik sürecine soktuğunu ifade eden Diren, bu tabloya yeşil ve dijital dönüşümün de eklendiğini vurguladı.
Diren’e göre bu yeni dönemde; güvenlik, enerji arzı, tedarik zincirleri ve teknolojiye erişim gibi başlıklar artık doğrudan ekonomik kararların merkezinde yer alıyor.
Ekonomide sadece büyüme yetmez
Türkiye ekonomisine de değinen Diren, yalnızca büyüme odaklı bir yaklaşımın yeterli olmayacağını belirtti.
Kapsayıcı kalkınma, adil gelir dağılımı ve güçlü yatırım ortamının önemine dikkat çeken Diren, enflasyon, finansmana erişim sorunları ve ihracat pazarlarındaki daralmanın iş dünyasını zorladığını ifade etti.
Verimlilik artışının sağlanabilmesi için öngörülebilir ekonomi politikaları, güçlü bir eğitim sistemi ve sanayide dönüşüm odaklı adımların atılması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye yeni ekonomik düzende yerini almalı
Avrupa’daki dönüşüme de dikkat çeken Diren, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sanayi politikalarıyla yeni bir ekonomik yapı kurduğunu belirtti.
Türkiye’nin bu sürecin dışında kalmasının mümkün olmadığını vurgulayan Diren, AB ile ilişkilerin yalnızca ticaret boyutunda değil, yapısal dönüşüm perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi.
“Zorlu süreçten güçlenerek çıkabiliriz”
Diren, tüm bu zorlu tabloya rağmen Türkiye’nin potansiyeline dikkat çekerek, kamu ve özel sektörün ortak akılla hareket etmesi halinde sürecin fırsata çevrilebileceğini ifade etti.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında daha rekabetçi, verimli ve dünyaya entegre bir Türkiye hedeflediklerini belirten Diren, doğru adımlar atılması halinde ülkenin küresel belirsizlik döneminden güçlenerek çıkabileceğini sözlerine ekledi.



