Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zehra Çavdar’ın kaleminden; Nar Ağacı

Denizin karşı kıyısında, Selanik’in

Denizin karşı kıyısında, Selanik’in deniz konan sokaklarından birinde 17 numaralı bir ev var. Bahçesinde de bir nar ağacı. Gövdesi kalınlaşmış, yanından çıkan taze fideleri bile kalın sağlam gövdelere dönüşmüş, genişlemiş bir ağaç. Dallarıyla bütün bahçeyi doldurmuş. Sarmalamış. Üstelik öyle bir sarmalamış ki sadece bahçeyi veya evi değil, denizin karşı kıyısına ulaşıp koca bir ülkeyi sarmalamış.

Bu güzel nar ağacı bundan 142 yıl önce genç bir adam tarafından dikilmiş. Şükran ve mutluluktan ıslanan gözlerine aldırmadan yeni doğan oğlunun bahtına kazmış bahçeyi nazikçe. Bebeğine dokunur gibi sakınarak dokunduğu tohumu, içi umutla titreyerek atmış toprağa. Birlikte büyüsünler yoldaşlık yapsınlar diye.

Elbette umudu, ağacın tam da bugün olduğu gibi canlı ve bereketli bir biçimde büyümesiydi ama oğlunun bu ağaçtan bile daha büyük ve ölümsüz olacağını tahmin edebilir miydi acaba Ali Rıza Bey?

Yıllarca bize şükranla anlatılan o evi ve ağacı gidip görme şansına eriştim.

O bahçeden bu günlere kalan tek canlı varlık bu koca nar ağacı ve denizin karşı kıyısında koskoca bir ulus.

Ağaca dokundum. Kalbimin dolmasını ve gözlerimin ıslanmasını engelleyemedim. Atama sarılır gibi sarıldım ağaca, teşekkür ettim; varlığı ve varlığım için.

Ağladım.

Ülkemin içinde bulunduğu durum için ağladım.

Gözyaşımın etkisiyle yere düşen başımı yukarı kaldırdığımda birden ağlamam durdu. Durdu çünkü karşımda gördüğüm ev sahip olduğum özgürlüklerimi bana veren Atamın dünyaya gözlerini açtığı evdi. Ve sesini duydum. Kalpten duydum. Dedi ki:

“Kaldır başını ve asla eğme. Umut ver zaman vardır. Umudunu kaybetme. Umudunu elinden almalarına izin verme.”

Şimdi evimde oturmuş düşünüyorum. Her gece sabaha döndü, her boran güneşe.

Güneşli güzel günlere inanmaya devam ediyorum. Biliyorum ki; ülkem de layık olduğu aydınlık ülkeler düzeyine tekrar yükselecek. Dini, dili, etnik kökeni ne olursa olsun büyük Türk ulusu olarak yaşamaya devam edecek. İlelebet.

Haydi arkadaşlar sandığa.

Aydınlık geleceğimiz için sandığa. Modern, demokratik, korkusuz, geçim derdi olmayan bir Türkiye Cumhuriyeti için sandığa.

Atamızın ısrarla söylediği gibi; ihtiyacımız olan güç kalbimizde ve zihnimizdedir.