Sadık Grup
Egeyön Haber

Zeki Güven Yazdı: Maskesiz Olmaz

Merhaba,

Covid-19 tüm hayatımıza girdi ve çıkmak nedir bilmiyor. Uzmanların aşı ve tedavi yöntemlerini aramasının yanı sıra bireysel olarak da bizler tedbirlerimizi almaya çalışıyoruz. Yaşamın içinde maske bizim bir parçamız oldu. Fakat hala maske takmayı istememe veya uzun süre maskeli kalamama gibi sorunlarımız var. Alışkanlık kazandırmak mı zor yoksa ruhumuza mı ters?

Birçok maske türü var. Bunlardan biri, her türlü virüs ve mikroplardan korunmak veya başkalarını korumak adına ağız ve burun bölgesini kapatan maske. Bir diğeri özellikle bayanların daha çok tercih ettiği bir maske var, bu yüzü nemlendirmek, cildin beslenmesini sağlamak amacıyla yapılan maskedir. Bir diğeri ise, kendimiz olmadığımız ve her rol için büründüğümüz maskedir. Bu sanırım biraz karmaşık oldu. O zaman şu soruyla başlayalım.

Biz kimiz? Anne, baba, çocuk, kardeş, arkadaş, müdür, başkan, işçi vs. mi? Bir kişinin onlarca maskesi vardır. Annenizin ve babanızın çocuğu, kardeşinizin abisi, evlatlarınızın babası, eşinizin kocası, çalışanlarınızın patronu veya yaşıtlarınızın arkadaşı gibi. Bu maskeleri öyle profesyonelce değiştiririz ki, bir birine karıştırmayız. Zaten karıştırırsanız maskeniz düşer. Yani çocuğunuzun arkadaşı olursanız veya arkadaşınıza baba olursanız ilişkileriniz karışır. Bazen maskelerin ardına saklanırız, bazen kendimizi hep o maske sanırız. Maskeler tıpkı şu an kullandığımız gibi geçicidir. Kullandığımız tüm maskeler biz değiliz. Sadece dünya tiyatrosunda kullandığımız rollerin yüzleridir. O yüzden bu maskelere tutunmak ve kendinizi o sanmak büyük bir yanılgıdır. Bizler hepimiz evren de var olan ebedi ruhi varlıklarız. Maskeler yıpranır, kullanılmaz olur ve ölür. Bizler ise farklı boyutlarda var olmaya devam ederiz.

Halide Edip Adıvar gerçek bir tiyatro tutkunuydu. Ayrıca sahneye çıkan ilk Türk kadınıdır. 1945 yılında bir tiyatro eseri bile yazmıştır. ‘’Maske ve Ruh’’ adında. Ruhun ve bedenin şekillenmesinde savaşların yıkıcı etkisini bizzat yaşamış olan Halide Edib, insanların hem maddi hem manevi iki yönlü oluşlarını, savaş ortamında yakından tecrübe etmiştir. Bu eşsiz eseri inceleyen ve kitaba alan Kenan Çobanları şöyle yazıyor; “Kulakları olan beni dinlesin… Maskeler elem çekmez, gözyaşı dökmez, sevmez, nefret etmez! Maskeler ruhlara musallat olan gönül azabını bilmez. Maskeler mezardan sonraki meçhul âlemin hülyasıyla, fena rüyasıyla melül değildir. Maskeler fani, ruhlar ebedîdir. Maskelerin bir mabudu vardır. Kudret ve para! Bu mabut onları beşikten mezara kadar ellerinden tutup götürür ve akıbetleri ebedî bir hiçtir” diyor.

Sanırım yeterince maskemiz olduğu için covid-19 sürecinde zorla taktırılan maskeler bize ters geliyor. Şimdi yine aynı profesyonellikle geçici olarak hayatımıza giren maskeyi de takıp çıkaracağız. Bu arada bilim uzmanlarına katılıyorum fakat, soluduğumuz havayı tekrar içimize çekmek doğru gelmiyor. Ağız ve burun kapalıyken soluduğumuz havayı tekrar içimize çekiyoruz. Bu anlamda maskeyi spor yaparken, yalnızken veya doğada yürürken kullanmamak gerek. Mesafeyi koruyalım, doğru ve etkili nefes çalışmaları yapalım. Bağışıklık sistemimizi güçlendirip vücut direncimizi arttıralım. Bunun için en iyi yol ve yöntem kuşkusuz yoga çalışmaları olacaktır. Binlerce teknikleri barındıran yoga her yaşta insanın hayatında olması gerekir. Bununla beraber karşılıklı konuşma gereken yerlerde, zorunlu yakın temas durumlarda maske kullanmak hem sizi hem de karşımızdaki kişileri koruyacaktır.

Sevgilerimle…

Yoga Academy Denizli – 0505 445 2337 – 0 505 629 0526

Yazan: Zeki GÜVEN – Yoga Antrenörü

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ