“Denizli Birinci Derece Deprem Bölgesi”
Programda konuşan Mehmet Öztürk, Denizli’nin birinci derece deprem bölgesinde yer aldığına dikkat çekerek, depremlerin önceden tahmin edilemeyeceğini ve bu nedenle hazırlıkların gecikmeden yapılması gerektiğini vurguladı. Öztürk, “Depremler mutlaka olacak. Asıl mesele can kaybını sıfıra indirmek ve mal kaybını en aza düşürmek. Deprem bize zaman tanımıyor” ifadelerini kullandı.
Planlama Hataları Felaketleri Büyütüyor
Deprem riskinin yalnızca bina kalitesiyle sınırlı olmadığını belirten Öztürk, yanlış kent planlamasının felaketleri büyüttüğünü söyledi. Dere yatakları ve tarım arazilerinin imara açılmasının geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğunu ifade eden Öztürk, bu hataların can kayıplarına ve ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını dile getirdi. 6 Şubat depremlerinin bu gerçeği acı bir şekilde ortaya koyduğunu hatırlattı.
Kentsel Dönüşüm Uyarısı: “Parsel Bazlı Yaklaşım Yetersiz”
Denizli kent merkezinde özellikle 1999 öncesi yapıların büyük risk taşıdığına dikkat çeken Öztürk, Merkezefendi ve Pamukkale ilçelerinde yoğun ve plansız yapılaşmanın hâkim olduğunu söyledi. Mevcut kentsel dönüşüm uygulamalarının parsel bazlı yürütülmesini eleştiren Öztürk, bütüncül ve bölgesel bir dönüşüm modeline geçilmesi gerektiğini vurguladı. Yeşil alanların artırılması, toplanma alanlarının oluşturulması ve yapı yoğunluğunun azaltılması gerektiğini ifade etti.
Depremde Ulaşım Hayati Öneme Sahip
Olası bir depremde yardım ve kurtarma ekiplerinin kente ulaşabilmesi için alternatif ulaşım yollarının şart olduğunu belirten Öztürk, Denizli’de ulaşımın tek aksa sıkıştığını söyledi. Yüksek katlı binaların yıkılması halinde yolların tamamen kapanabileceğini belirten Öztürk, çevre yolları ve alternatif güzergâhların bir an önce tamamlanması gerektiğini ifade etti.
Toplanma Alanları ve Çok Amaçlı Yapılar
Deprem sonrası barınma ihtiyacına da değinen Öztürk, pazar yerleri ve benzeri kamusal alanların bodrum katlarının afet anlarında barınma ve toplanma alanı olarak planlanması gerektiğini söyledi. Bu alanların çok amaçlı düşünülmesinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
Kent Estetiği ve Isı Adası Sorunu
Programda yalnızca deprem değil, kent estetiği ve iklim etkileri de gündeme geldi. Denizli’de ortak bir kent kimliği ve estetik anlayışı bulunmadığını belirten Öztürk, yoğun betonlaşmanın “ısı adası” etkisi yarattığını söyledi. Yeşil alan eksikliğinin hem yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de enerji tüketimini artırdığını ifade etti.
“Ortak Akıl Şart”
Yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde meslek odaları ve bilim insanlarıyla iş birliği yapması gerektiğini vurgulayan Öztürk, TMMOB ve diğer sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif şekilde dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Kentin geleceğinin ortak akılla planlanması gerektiğini belirten Öztürk, aksi halde aynı hataların tekrar edileceğini söyledi.
Deprem Gündemi Sürekli Canlı Tutulmalı
Programın sonunda konuşan Ali Faik İşmar, deprem bilincinin yalnızca büyük felaketlerden sonra değil, her zaman gündemde tutulması gerektiğini ifade etti. Denizli’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve vakit kaybetmeden somut adımlar atması gerektiği vurgulandı.
