Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

TROYA’NIN YASLI KADINLARI

“Avrupa merkezciliğin Batı uygarlığı için çizdiği yol, ‘Batı Uygarlığının Tarihi’

“Avrupa merkezciliğin Batı uygarlığı için çizdiği yol, ‘Batı Uygarlığının Tarihi’ diye bir modele dönüştürülmektedir. Bu modelin iki bileşeni bulunmaktadır. Bileşenlerinden birine göre Batı uygarlığı Yunanistan’da doğmuş, Roma üzerinden Orta Çağ’a ve oradan da bugüne ulaşmıştır. Dinsel bileşeni ise Yahudi-Hıristiyan hattını izlemektedir. Bu iki bileşen Rönesans’ta yeniden buluşmuş, Yahudi-Hıristiyan mirası Rönesans’ta klasik köklerine dönerek Yunan-Roma mirasıyla birleşmiştir.

Avrupa merkezci teoriler, Asya ve Afrikalı toplumları dünyanın tarihsel gelişme yatağının dışına itmektedir. … Sonuç olarak, “geri” Üçüncü Dünya halklarının bu tıkanıklığını aşacak olan Batı emperyalizmi ve sömürgecilik haklı kılınmaktadır. (1)

Martin Bernal

 

Troya, Akdeniz-Karadeniz arasında çok önemli bir yere sahipti. İÖ 2000’lerden sonra hızlı büyüdü. Birkaç yüz yıl içinde ekonomi, ticaret ve kültürde öne çıktı. Batı ve kuzey komşuları Trak krallıkları, Ege ada krallıkları ve Yunan yarımadası krallıkları sıkıntı içindeydi. Aralarında birlik yoktu. Arada bir birbirleriyle savaşıyor, kuzeyden yapılan göçlere engel olamıyor, göçenlerle bitip tükenmez çatışmalara girişiyorlardı.

Kral yakınları ya da gözü pek denizciler korsanlık yapıyor, Fransa kıyılarına, Kuzey Afrika kıyılarına, Nil deltasına, Doğu Akdeniz kıyılarına dek uzanıyor, korsanlıktan elde ettikleriyle, krallıklarının gelirlerini arttırmaya çalışıyorlardı. Bu korsanların en ünlüsü, bir süre sonra Sparta kralı olacak olan Menelaos’tu. Abisi Agamemnon da Miken Kralı olacak, iki kardeş, Sparta kralının iki kızı ile evlenecekti. Güzeller güzeli Helena Menelaos’un, Klaytaimnestra ise Agamemnon’un eşi olacak, Menelaos, kayınpederi ölünce Sparta krallığını üstlenecekti.

İki kardeş kral olunca yanlarına iki kral daha katıldı. Nestor ve Odysseus…

Birlikte diğer Aka krallarını da yanlarına alarak Batı Anadolu’yu yağmalama tasarıları yapmaya başladılar. İşsiz ve sorun çıkaran gençleri askere alarak uzun süreli yağma saldırılarıyla ekonomilerini düzeltebilir, artan nüfusun birazını Anadolu’ya yerleştirebilir, Akdeniz-Karadeniz ticaretini ellerine geçirebilirlerdi.

O sırada Kral Menelaos’un karısı Helena, Sparta’ya barış elçisi olarak gelen Priamos’un oğlu Paris’le Troya’ya kaçtı. Bu olay, Akha krallarına altın tepside sunulmuş bir fırsattı. Akhaların namusunu kurtarmak için Troya’ya saldırmak zorundalardı!

Diğer Akha krallarını da arkalarına taktılar. Yapılan toplantıda Miken Kralı Agamemnon başkomutan seçildi (Agamemnon; Akamemnon: Akhaların Başı).

Bin koca karınlı kara gemiden her birine kırk kadar asker dolduruldu. Yelkenleri dolduracak rüzgâr esmedi günlerce. Bilicibaşına sordular nedenini. Bilicibaşı dedi:

“Tanrıları hoşnut kılacak kurbanlar kesmeden yola çıkmaya kalktınız. Tanrıları kızdırdınız.”

“Öküzdür, boğadır, ne kadar kurban gerekliyse kesin, yeter ki bir önce açılalım Troya’ya doğru,” diye buyurdu Agamemnon.

“Tanrılar kabul etmez,” dedi bilicibaşı. “En sevdiğinizi kurban ederseniz ancak razı olur tanrılar.”

“Aklını başına topla bilicibaşı! En sevdiğim, kızım İphigeneia’dır! Onu asla kurban etmem!”

Birkaç gün geçti. Gemilerde kralından askerine herkes, Agamemnon’un tanrıları kızdırdığını öğrendi. Krallar, ‘Ya kızın, ya da bizi unut!’  diyerek bayrak açınca Başkomutan, kızını göndermesi için eşi Klytaimestra’ya haber gönderdi. ‘Kızımı kurban edeceğim,’ diyemediği için, ‘Myrmidon Kralı Akhilleus’la nişanlayacağım,’ dedi.

 

Tarih boyunca, “Savaşın yenileni kadınlarla çocuklardır,” dendi. Savaşların ezici çoğunluğu bu savı doğruladı.

Daha başlamamış olan Troya savaşının ilk kurbanı gencecik İphigeneia oldu.

Kızcağız, kurban sunağına yatırıldı. Bilicibaşı gözlerini bağladığı kızı kesmek için bıçağı eline aldı. Tanrıça Artemis, kızın görüntüsünü verdiği bir dişi geyiği sunağa yatırdı. İphigeneia’yı aldı, onu Tauris’te adına yapılmış tapınağa gizledi.

Kızı dönmeyince olanları öğrenen Miken Ecesi, kocasını öldürmeye ant içti. Savaşın sonunda andını yerine getirdi. Troya’dan zaferle dönen kocasını öldürdü. Kendisini eleştiren, hesap sormaya kalkışan yaşlılar korosunun başına şöyle bağırdı:

“Vaktiyle bu erkek, yünlü sürüden kurbanlık koyun seçip alır gibi kızımı, bağrımın sevgili yavrusunu, Trakya rüzgârlarını büyülemek için kurban kesmişti de sen hiç ses çıkarmamıştın! Suçlarından arınsın diye onu şehirden atmanız gerekmez miydi? Bana gelince, yaptığımı öğrenir öğrenmez sert bir yargıç kesiliverdin. … İşte benim gibi bir kadın kişiyi çiğneyip ezmiş olan erkek, … şurada yatıyor.” (2)

 

 

İçleri asker dolu bin gemi, Troya surları karşısında demirlediler.

Agamemnon’un, kızını kurban etmek için adını kullandığını öğrenen Myrmidon Kralı Akhilleus başkumandanına diş bilemeye başladı. Ayağının tozuyla ilk yağmasını, Troya yakınlarındaki Khrysa kentinin Apollon tapınağını yağmalayarak yaptı. Başrahip Khryses’in kızı Khryseis (altın),  ganimet olarak Agamemnon’a ayrılmıştı. Agamemnon kızı aldı, çadırına kapattı.

Akhilleus, Agamemnon’un yaptığına çok kızdı.

Öfkeli kral ardından, bölgedeki Lymessos kentinin Apollon tapınağını yağmaladı. Tapınak rahibesi Briseis’in kocasını öldürdü, kadını cariyesi yaptı, çadırına kapattı.

 

Khryses, kızını kurtarmak için Agamemnon’un gemisine gitti.

“Khryses, kurtarmak için Akhaların elinden kızını

Bir yığın kurtulmalıkla gelmişti tezgiden gemilerine.

… daha çok, orduları dizen Atreusoğlu’na (Agamemnon, hy) yakarıyordu:

‘Alın bu kurtulmalıkları, kızımı verin bana…’

… Ama Atreusoğlu … tersleyip kovdu onu, şöyle buyurdu:

‘Bir daha sakın görmeyeyim, ihtiyar,

Şu koca karınlı gemilerin yanında seni!…

Şurdan şuraya salmam kızını,

Orda, Argos’ta, yurdundan uzak,

Tezgâhına gide gele, yatağıma gire çıka,

Benim yuvamda kocayacak.’” (3)

O günlerde bir salgın hastalık çıktı. Bilici başı, hastalık nedenini Khryseis’in özgür bırakılmamasına bağladı. Tanrı Apollon, tapınağının yağmalanmasına ve Khryseis’in köle yapılmasına kızmıştı. Agamemnon, genç kızı özgür bıraktı. Apollon adına yüz öküz kurban ettirdi. Ardından Briseis’i,

‘O benim hakkım,’ dedi, istedi Akhilleus’tan. Akhilleus, vermedi çadırını süsleyen genç kızı.

Agamemnon kızı zorla aldı Akhilleus’tan. Ölümüne düşman oldular. Düşmanlıkları Paris, Akhilleus’u öldürene dek sürdü.

Aka kralları Troya’yı düşürmek için acele etmiyorlardı. Troya çevresi, Mysia (İyonya), Lidya, Frigya ve Trak bölgelerini yıllarca yağmaladılar. Yağma mallarıyla dolan gemiler adalara ve Yunan yarımadasına gönderiliyordu.

 

Akhilleus, Troya’nın güneyindeki geniş ovalara sahip varlıklı Mysia’yı yağmalamaya hazırlanıyordu. Onu el altından Odysseus ile Agamemnon özendirmişti. Daha fazla gerginlik yaratmasın diye onu bir süre Troya’dan uzaklaştırmak istemişlerdi. Kendi askerlerinden başka diğer kralların askerlerinden de alan genç Akhilleus, Thebai’yi kuşattı. Kent, son gücü de tükenene dek direndi. Andromakhe’nin annesi, babası, yedi erkek kardeşi de içlerinde hemen herkes öldürüldü. Kent yağmalandı, yakılıp yıkıldı. Diğer kentlerde de aynı kanlı yağmalar sürdü. İyonya bir uçtan bir uca yağmalandı, yakılıp yıkıldı.

Akhilleus, Troya’ya kağnılara sığmaz ganimet, esir kız ve kadınlarla geri döndü.

“Ayağı tez Akhilleus, içini çeke çeke dedi:

‘Gittik Eetion’un kutsal ili Thebai’ya,

Nesi varsa yağma ettik,

Tümünü aldık geldik buraya.

Akhaoğulları hepsini aralarında bölüştüler.’” (4)

 

THebai, Symrna (İzmir), Magnesia (Manisa), Tralles (Aydın) kentleri aylarca yağmalandı. Büyük yağmacı eli kanlı Akhilleus’un yaptıklarını, ailesini yok ettiğini öğrenen Andromakhe,

“Bu çok büyük bir acı. Bundan daha büyük acı olamaz,” dedi. “Ve ben bu acıya dayanamayacağım.”

Görümcesi Kassandra karşı çıktı yengesine:

“Daha büyük acılar vardır Andromakhe,” diye karşılık verdi. “Kendini salma. Dayanıklı olmak zorundasın.” (5)

Yağmacılar, başta Andromakhe olmak üzere yağmaladıkları bölge kadınlarına, kızlarına dünyanın en büyük acılarını tattıracaklardı.

 

 

Kaynakça:

  • Martin Bernal, Kara Athena, Kaynak Yayınları,
  • Aiskhylos, Agamemnon, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları,
  • Homeros, İlyada, Can Yayınları,
  • Hasan Yiğit, Troya’nın Yaslı Gelini-Andromakhe, Narçiçeği Yayıncılık AŞ.

 

Reklamı Geç