Ortak metinde, İzmir’de aylardır tutuklu bulunan belediye başkanları ve siyasetçilerin durumuna dikkat çekildi. Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’ın yaklaşık dört, Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ve Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yaklaşık üç aydır tutuklu olduğu hatırlatılırken; Ümit Erkol’un beş aydır iddianamesiz şekilde cezaevinde tutulduğu, Şenol Aslanoğlu’nun bir yılı aşkın süredir tutuklu olup tahliye kararına rağmen yeniden tutuklandığı ve Tunç Soyer’in de bir yılı aşkın tutukluluğun ardından hazırlanan iddianameyle yargılandığı belirtildi. Sabit ikametgâhı olan ve delil karartma şüphesi bulunmayan kişilerin matbu gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı kaydedildi.
Cezaevlerindeki insani koşulların da hızla ağırlaştığına değinilen açıklamada, Aliağa Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 14 kişilik koğuşlarda 28 kişiye varan yoğunluklar yaşandığı ve tutukluların nöbetleşe uyumak zorunda kaldığı aktarıldı. Kadın koğuşlarında masa, sandalye ve vantilatör gibi temel eşyaların dahi bulunmadığı, lenfoma, böbrek yetmezliği, Haşimato ve ağır psikiyatrik rahatsızlıkları olan tutukluların ilaç temininde ve hastane sevklerinde ciddi aksamalar yaşandığı vurgulandı.
Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve kayyum atanması uygulamalarının sandık iradesini sakatladığı belirtilen açıklamada, son dönemde LGBTİ+ derneklerine ve hak savunucularına yönelik operasyonların da hak mücadelesini kriminalize etme amacı taşıdığı ifade edildi. Yargının iktidarın bir aparatı haline getirilmesine tepki gösteren Emek ve Demokrasi Güçleri, derinleşen yoksulluk ve baskı ortamına karşı emeğin, doğanın, kadının ve çocukların yaşam hakkını savunmak üzere toplumsal mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.



