Sadık Grup
Egeyön Haber

Mide ağrılarına ve Hipertansiyona çok iyi gelen şifa kaynağı yoğurt çorbası

Ön­ce­lik­le geçen haftaki ya­zı­mı­zı be­ğe­ne­rek, bizi yo­utu­be “Sa­mi­mi Mut­fak” ka­na­lı­mız­dan, takip eden okur­la­rı­mı­za, çok çok te­şek­kür edi­yo­rum. Tabiki zaman zaman faydalarını sizlere saymakla bitiremediğimiz, farklı farklı besinler ve farklı farklı yemek tarifleri mutfağımızda yer alsa da, bu seferki konuğumuz, tam anlamıyla bir sağlık deposu, protein ve minarel zengini, miğde dostu “yoğurt çorbası”, bazı yöresel ifadelerle “ayran aşı çorası” yada “yayla çorbası” dır. Farklı isimlerle bilinip farklı yöntemlerle yapılsa da kökeni yüzlerce yıla dayanan bu güzel ve özel yemek, yine unutulan bir değere sahip. Gelin hep beraber bu unutulan lezzete bir beslenme öğretmeni gözüyle yakından bakalım.

İlk olarak, kelime kökeni ile ilgili yaptığımız çalışmalar, “çorba” sözcüğünün dilimize Farsça’dan geldiğini ve orjinal ifadesi ile “şurbe” kelimesinden hayat bulduğunu göstermektedir.Bu kelime ise zaman zaman “aş” kelimesi ile yan yana getirilerek, “ayran aşı”, “yoğurt aşı”, “düğün aşı” gibi ifadelerle günümüz Türkçe yemek kaynaklarında yerini almaktadır. Bu bağlamda çorbanın tarihsel kökeni; ilk çağlara kadar dayanmakta, hatta bazı kaynaklarda toprak çömlek kaplarda uzun süre pişen çorbalardan bahsedilmektedir. Bizim öz kültürümüzde ise, çorba ve türevleri sadece miğdeyi yemeğe hazırlamak için değil, aynı zamanda kahvaltı amacıyla güne sıcacık başlamanın bir yolu olarak da tercih edilmektedir. Hatta o kadar önemli bir yere sahiptir ki, Konya’ya özgü “bamya çorbası”, artık çorba olmaktan çıkmış ve “bamya yemeği” olarak da ifade edilmiştir. İşin daha önemli boyutu ise “işkembe”, “kelle paça” gibi bizim kültürümüzün en önemli değerlerinin, tam anlamıyla hayran kitlesinin olmasıdır.  Konu bu kadarıyla kalmamış,  bazı tüketiciler özellikle sabahın ilk ışıklarında güne sıcacık bir çorba ile başlamayı tercih etmiştir. Uzun yol şöförlerinin verdiği “çorba molası”, ya da akşamdan keyif yapanların günün sabahında çorba ile güne merhaba demesi aslında bir tesadüf değil, vücuta sağladığı katkı ile kökeni çok eski dönemlere dayanan bir klasik halini almıştır. Her ne şekilde olursa olsun vatandaşımızın belkide farkında olmadan içtiği çorbanın; miğdeyi rahatlatma, metabolizmayı güne ve yemeklere hazırlama, stresi azaltarak, zihni boşaltma gibi  etkileri bulunmakta, bunun yanı sıra zamanı paylaşmanın verdiği huzur bu efsane lezzetleri vazgeçilmez bir kültürel değer haline getirmektedir. Tıpkı bir bardak çayla veya kahve ile hayatı paylaşmak gibi…

Gelelim bu günün konusu olan “yoğurt çorbası” konusuna…Gerçek manada tam anlamıyla bir şifa kaynağı olan bu çorbamız da, geçen haftaki yazımızda ele aldığımız fırın sütlaç gibi unutulmaya yüz tutmuş veya, önemi tam olarak anlaşılamamış bir değerimizdir. Bu mükemmel çorbayı malasef kıymetsiz hale getiren yanlış yapılma teknikleri ve farklı farklı isimlerle anılması sebebi ile yarattığı bilgi kirliliğidir. Aslında “yoğurt çorbası“ nın temel yapısnı oluşturan “yoğurt” canlı bir organizmadır ve özbe öz Türk mutfak kültürüne ait olan bir değerdir. Ayrıca akademik anlamda “yoğurt”, besin değeri yüksek, laktik asit fermantasyonu sonucunda elde edilen ve canlı laktik asit bakterileri içeren fermente bir süt ürünüdür. Lactobacillus bulgaricus  adıyla bilenen bu bakteri türü, sütten yoğurt yapmak için kullanılan birkaç bakteri türünden birisidir ve özellikle vücuta alındıktan sonra aktive hale gelmektedir. Bu yararlı bakteri türünün “bulgaricus” adıyla yer alması bile, kendi başına bir tartışma konusudur. Bu isimlendirme malesef bize ait olan çok kıymetli bir değerin, özellikle Rus kaynaklarda “Bulgar” buluşu olarak tarif edilmesine yol açmıştır. Oysaki “yoğurt” kelime kökeni özbe öz, Türkçe olup, hemen hemen tüm dillerde aynıdır ve tarihi kökeni Uygur Türkleri’ ne kadar dayanmaktadır. Fakat Bulgar ve Rus kaynaklar bunu Bulgar buluşu olarak tanıtmaya çalışmaktadırlar. Avrupa’nın yoğurt ile tanışması ise Osmanlı zamanında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Balkanlar’daki sancaklardan Avrupa’daki bazı krallara şifalı yiyecek olarak gönderilmesiyle olmuştur. Divânu Lügati’t-Türk’te yoğurt hakkında önemli açıklamalar yer almıştır ve yoğurt bakterisi üzerine çalışmalar hala devam etmektedir. Tüm faydalarının yanı sra yoğurt, kemik ve diş sağlığı için omurga sağlığı için, gelişim dönemindeki çocuklar ve ağır iş yapan işçiler için hamile kadınlar için son derece faydalı bir besindir. Bu şifalı yiyecekten, yüzyıllardır yarma ve nane ilevesi ile türetilen yoğurt çorbası ise, tam anlamıyla bir şifa deposu vitamin ve mineral kaynağı, protein zengini bir yemek halini almıştır. Hatta kökeni yüzyıllar öncesine dayanan bu değerimiz filmlere  dahi konu olmuş; “Kel Oğlan, yıllarca uyuyan güzel Ay Kız’ı, yoğurt çorbası türevi olan, “tarhana çorbası” ile hayata döndürmüştür. Bu noktada özellikle belirtmek isterim ki; gerçek “tarhana çorbası” yoğurt çorbası ile karıştırılmamalıdır ve ufak farklar olsa da vitamin ve mineral değerleri, yapılış, yöntemindeki farklılıklar her ikisini de ayrı ayrı kıymetli hale getirmektedir.Tarhana çorbası bir yoğurt çorbası şekli olsa da; fermente edilerek hazırlanması onun yapısını ayrıca ele almayı gerekli kılar ve çok özel bir yere taşır.

Yoğurt çorbasının ana bileşeni olan yoğurt dışında yarma da, çok çok faydalı besin değerlerini ihtiva etmektedir. Bir su bardağı(250 gr) kadar yarma; doğru tekniklerle pişirildiğinde yapısının 6 katı kadar su çeker ve ortalama büyüklükte 5-6 adet köfte kadar protein barındırır, ayrıca 5 gram kadar lif içerir ki ve bu değer günlük gereksinimin beşte birine tekabül eder. Yapısındak proteinler, bitkisel kaynaklı olsa da, insan sağlığı için çok kıymetlidir ve B grubu vitaminlerince zengin yarmanın, hem sinir sistemine, hem bağırsak ve miğde sağlığı üzerine bir çok faydası bulunmaktadır. Halk arasında dövme olarak da bilinen ve sert buğdayın kaynatılıp kurutulduktan sonra belirli tekniklerle dövülerek kabuğundan ayrılmasıyla elde edilen yarmanın sodyumu yok denecek kadar az olduğundan tuzsuz besin tüketmesi gereken bireyler, (örneğin hipertansiyon hastaları) rahatlıkla yiyebilir ve bu tansiyon grubu için son derece faydalıdır. Ayrıca günümüz araştırmaları ile ikinci beyin olarak tanımlanan bağırsağın hareketlerini hızlandırarak, kolay dışkılamayı sağlamakta ve nane gibi C vitanimi kaynakları ile tüketildiğinde biyoyararlılığı artarak çok daha kıymetli hale gelmektedir. Yoğurt çorbasının ana katkılarından olan nane de mücize bir besindir.  İçerisinde A, C vitamini bulunan nane; demir, manganez, B2 vitamini, potasyum, kalsiyum ve fosfor ihtiva eder. Bu değerleri ile birlikte, idrar söktürücü özelliği bulunmaktadır. Bu özellik vücutu toksinlerden arındırmaya yardımcı olur, solunum yollarını temizler, iltihap gibi sorunları önler, ağız kokusunu azaltır, cildi güzelleştirir, hafızayı güçlendirir, bunamayı geciktirir, sinir sistemini korur, stresi azaltır, kanser ile mücadele eder, meme kanseri ile savaşır her şeyden önemlisi de miğde ağrılarına çok çok iyi gelir.  Miğdenin asit baz dengesini yoğurt ve yarma sayesinde düzenleyip nane ile dengeleyen yoğurt çorbası, sağdece içinizi ısıtmakla kalmaz tüm sindirim sistemini rahatlatır. Görüldüğü gibi dostlar yoğurt çorbasının orjinal tarifinde yer alan bu besinler  ve esin öğeleri adeta birer şifa deposudur. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar, ağır işte çalışan işçiler, hamile anneler için yoğurt çorbası mutlaka tüketilmesi önerilen bir çorba türüdür. Tüm faydaları saymakla bitmeyen bu şifa deposu çorbayı taze taze yapıp tüketmek ve soframızdan eksik etmemek gereklidir.

Sonuç olarak, sevgili okurlarımız, kıymetli aileler ve öğrencilerimiz, sağlıklı nesiller ancak sağlıklı düşünebilen gençlerle, sağlıklı yaşamak için adım atan bireylerle şekil bulur, anlam kazanır. Bu yazımızda da tüm topluma faydalı olabilecek bir konuyu, kendi diilimizin döndüğünce ve beslenme alanında çalışan bir akademisyen gözü ile anlatmaya ve önemini vurgulamaya çalıştık. Gelin yıllardır unuttuğumuz, ama sağlığımız için çok faydalı olan yemeklerimizi tüm samimiyetimiz ile “Samimi Mutfak” farkı ile ele alalım, öğrenelim, öğretelim ve paylaşalım. Miğde ağrıları ve sindirim sorunları ile savaşmak için, sinir ve ruh sağlığımızı korumak, daha güçlü ve daha sağlıklı yaşamak için, tansiyon problemlerimizi zalatmak için sofralarımızdan “yoğurt çorbası“nı eksik etmeyelim. Unutulan değerlerimize bir kez de biz sahip çıkalım.Tabi ki işin ehli ellerden yapılışını öğrenir, uyğularsak çok daha faydalı olacaktır. Bu noktada doğru yöntemle yoğurt çorbası tarifi” için youtube “Samimi Mutfak” kanalımıza hepinizi bekliyoruz. Bu gün de, “Samimi Mutfak” köşemizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu hafta hepimiz için son derece faydalı ve besleyici aynı zamanda sağlıklı bir çorba tarifini ele aldık.Lütfen sağlıklı bir yaşam için, sevdiklerimize doğru beslenme alışkanlıklarını, etkili teknikleri aktarabilmek için yazılarımızı takip etmeyi ve youtube kanalımızın abone tuşuna basmayı unutmayınız.Ayrıca burada anlattığımız tariflerimiz youtube kanalımızda da yer almaktadır.Tek yapmanız gereken youtube arama bölümüne, Samimi Mutfak yazmak ve kanalımızı ziyaret etmektir. Umarız bu yazımız da sizlere faydalı olmuştur. Hepinize huzurlu, sevgi ve saygı dolu bir yaşam diliyorum. Bir başka yazımızda doğru beslenme teknikleri ve doğru tariflerle yeniden görüşmek üzere hoş kalın, hoşça kalın, sağlıklı bir yaşam için bizi takip etmeyi unutmayın.  Öğr.Gr.Yusuf YİĞİT.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Kayra dedi ki:

    Yine harika bir yazı olmuş..Eline diline sağlık abim..Mevlam çok daha güzel yazılarını nasip etsin..

BİR YORUM YAZ