Zehra Çavdar’ın kaleminden.. Doğa, Bahçeler, Düşler

Zehra Başkaya Çavdar 15 Ocak 1969'da Antalya'nın Elmalı ilçesinde doğdu. Öğretmen olan babası Osman Başkaya'nın tayinleri sebebiyle çok sık şehir değiştirdi. İlkokulu Denizli'nin Çal ilçesinde Gazi ilkokulunda, liseyi Erzurum Nene Hatun Kız Lisesi'nde tamamladı. 1990 yılında Dokuz Eylül Universitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. 27 yıl boyunca İstanbul ve İzmir'de Uluslararası firmaların mali işler bölümlerinde çalışıp, yöneticilik yaptı. 2017 yılında profesyonel iş dünyasından emekli olup, yaşam koçu olarak çalışmaya ve kurumsal eğitimler vermeye devam etti. Özellikle çocukların ve kadınların eğitimi konusunda pek çok faaliyet gerçekleştirmiş olup, çalışmalarını sürdürmektedir. 2005 yılından beri denemeler ve öyküler yazmakta, gazetelerde köşe yazarlığı yapmaktadır. İlk öykü kitabı “Mavi Pencereler” 2019 yılında yayımlanmıştır. Evli ve bir kız annesi olan yazarımız, İzmir'de yaşamaktadır.

İzmir’de Arkas Sanat Galerisi’nde bir sergi ismi; Doğa, bahçeler, düşler.

Görmenizi tavsiye ederim. Göremezseniz de hayal etmeniz için anlatayım.

Sergiyi gezmeye ilk başladığınızda şöyle bir açıklama ile karşılaşıyorsunuz:

“Besleyici bir özel alan ve zevklerin yaşandığı yer olarak bahçe, insana evren ile iletişim kurma ve yaratılışla yakınlığını geliştirme olanağı sunan bir içsellik alanıdır. Üç tek-tanrılı dinin kutsal metinlerinde bahçe, ortak bir göksel mutluluk imgesini, nehirler ile sulanan, etrafı çevrelenmiş bir yeri tanımlayan ve Farsça ‘pardez’ kelimesinden türeyen ‘paridas’ yani cennet kavramını yansıtır. Antik Dönem’in başından beri insanlar bahçelerinde cennetin bir tezahürünü bulmak istemişlerdir. Kendilerine düşman olan doğayı yavaş yavaş kontrol altına alarak, hayal kurmanın, kendini unutmanın, yürümenin, sohbet etmenin ve islam bahçeleri ile Orta Çağ’daki kapalı bahçelerde olduğu gibi dış dünyayı unutarak içe dönmenin keyif verdiği yerler yaratmışlardır.”

Bu metin bile içeride sizi neyin beklediğini açıklamaya yetiyor. “Kendilerine düşman olan doğa” kısmına katılmasam da yine de anlatılmak istenenin aslında bildiğimiz anlamda bir düşmanlık değil de bilinmezlik, kontrol edilemezlik ve ortak yaşamayı bilmemekten doğan ve tehdit olarak görme duygusundan kaynaklanan bir düşmanlık hissi olduğunu düşünüyorum.

Başlı başına özel bir bina olan Arkas’ın galerisini gezerken etrafınızdaki duvarları unutuyor ve eşsiz tablolardaki bahçelerde kayboluyorsunuz. Her bir tablo; dönemine ait özellikleri ile pek çok cennet bahçesinin içine sürüklüyor görenleri. Her bir renk ve her bir detay doğanın ressama verdiği hisleri resme bakanların da  fark edebilmesi için özel olarak seçilmiş gibi. Elbette ressamın amacı da buymuştur. Ve ben de amaçlarına ulaştılar; bu sergideki bahçeler beni çok etkiledi.

Belki bahçe sevdiğimden, belki ağaçlara sarılan, çiçekleri okşayan insanlardan olduğumdan; sebebi ne olursa olsun hayatımızdaki anlamını es geçemeyeceğimiz doğanın bahçeler halinde çevrelenmiş görüntüsü beni hep mutlu etmiştir. Bu sergide gördüğüm bahçeler, bakmasını bilirsek neler neler görebileceğimizi bana bir kez daha hatırlattı. Ressam değilim, çizemem, sanatsal kritikler yapamam ama görürüm ve hissederim.  Gördüğünü, günümüzün bilmem kaç pikselli makinaları ile yapmaya çalıştığımızdan daha iyi yansıtan o insanlara her zaman büyük saygı duymuşumdur.

Sahip olduğum azıcık toprak parçasında yaratmaya çalıştığım bahçem, kendi kurallarını benimsemesinden çok etkilendiğim doğanın küçük bir yansıması ve ben onun kurallarına uyumlanıp orada, kendi cennet bahçemin içinde bulunmaktan büyük keyif alıyorum.

Sonra düşünüyorum da cennet bahçesini yaratmak için kendi toprağımızda olmamıza gerek yok. Bir ağacın altı, bir çiçeğin yanı hatta balkondaki saksı bile o bahçe olabilir eğer insan görmek isterse.

Gözümüzü apartmanların aralarında dolaştırırken bile, doğanın bize gülümsediği ve “Hadi gel, paylaş benimle.” dediği cennet bahçeleri bulabiliriz.

Yeter ki ona saygımızı koruyalım ve bakmasını bilelim.

Yayınlama: 06.11.2021
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.