Sadık Grup
Egeyön Haber

Muammer Enginsu yazdı: Ağıtlar

Muammer Enginsu

Muammer Enginsu

Sanatçı-Eğitimci-Yazar "Yağmurun Kızı" albümünü ve pek çok single eser yaptı.Besteci. Tiyatro , belgesel ve kısa film müziği yaptı. Kısa film çekti. Melek Ağacı romanı yazarlarından. Şiir kitabına hazırlanıyor. "Her Yerde Müzik Var" isimli müzik programını yürütüyor.

Başlık belli. Olaylar sıcak. Acı büyük.

Gel de yazma bunu. Ehl-i vicdan sahibi birinin kayıtsız kalması ne mümkün. Bu topraklarda acının en kallavisi vardı hep. Evet, coğrafya kaderdir doğru ama ya cehalet? O da mı kader? Ya da pek çok gerçeği örtmeye yarayan bu kader kavramının aslı ne?

******

 Sümer’den daha geride Göbekli Tepe ve daha nice uygarlıkları çözmeye çalışırken bir gerçek ortaya çıkıyor ki o da bin yıldır buradayız yalanı. Batı tarihçileri ve taklitçilerinin beynini kiraya vermiş soytarılarla birlikte şakşakladığı bu şarlatanlık ortaya çıkan tarihi buluntularla ve gerçekler ile tuz buz oldu. Yaşasın arkeoloji.

******

 Yine aynı tarih bize neden bu coğrafyada bu denli ağıt yakıldığını anlatıyor elbette. Savaşlar, yıkımlar, savrulan insanlar, yok oluşlar, depremler, salgın hastalıklar, kıtlıklar, kayıp şehirler, sönen medeniyetler ve bir geçiş coğrafyasında gelenin gidenin belli olmadığı topraklar. Bu toplum ağıt yakmasın da kim yaksın? Bu benim alkışladığım ve yücelttiğim bir olgu değil. Aksine saygı duyduğum, anladığım, o acıyı yüreğimde hissettiğim ama yeni acılar yaşanmaması için çabaladığım, debelendiğim, kendimi yırttığım bir durum.

******

Türküler bu çeşit çeşit acıların anlatıldığı bir tarih hazinesidir. Ağıtların yüklü bir yeri vardır THM repertuarında. Bazen bireysel bazen toplumsal olayları ayan beyan bize aktarırlar. Azıcık dikkatli bakan biri içindeki hikâyeyi hemen keşfeder.

******

Peki, neden bu kadar acı var bu toplumda, neden bu kadar gözyaşı?

Basit birkaç örnek vereyim. Tarihi ve sayısal bilgilerde yanılabilirim. Bu bilgileri istatistikî açıdan değil fikir oluşturması açısından kullanıyorum. Osmanlı’da olan savaşlara baktığımda bir yerde 135 başka bir kaynakta 207 olarak okumuştum. Her iki bilgiye göre de bakacak olursak 600 yılda  bu toplum yaklaşık 2.8 ile 4,5 yılda bir savaşmış demektir. Yıllarca cepheden cepheye koşup yaşama ve yaşlanma fırsatı bile bulamadan bitap düşmüş bir halk. Tabii ki yakılır Yemen türküleri, Çanakkale türküleri, Balkan türküleri. Daha Selçuklu’yu ve onun öncesini saymadık bile.

******

  İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Yurtta Sulh Cihanda Sulh’’ sözü böyle bir tarihi serüvenin sonucunda doğmuştur. Bunu laf olsun diye söylenmiş gibi algılayan insanlarla dolu her yer. Ayrı bir tartışma konusudur…

******

 Fazla uzağa gitmeyelim Cumhuriyet Dönemi’ne bakalım. Henüz 100. yıl olmadan başımıza gelenleri koysak yan yana başka kültürlerin binlerce yıllık acısına eşdeğerdir hem sayısal açıdan hem de çeşit açısından. Yitip giden sanki bizim kardeşimiz, anamız, babamız, çoluğumuz, çocuğumuz değilmiş gibi unutuveriyoruz.

******

 Tüm Avrupa kıtasının sadece Orta Çağ bataklığında yaşadığını biz binlerce yıldır yaşıyoruz. Öylesine yaşıyoruz ki artık acıdan oynatan türkülerimiz bile var. ‘’Hey Onbeşli’’ gibi mesela. Siz buna şuursuzluk da diyebilirsiniz. Benim başka bir tespitim var. Bu toplum acıdan zil takıp oynar hale gelmiştir. Tıpkı ağlamaktan helak olmuş, bitap düşmüş birinin durduk yere kendiliğinden kahkaha atmaya başlaması gibi bir reflekstir bu. Yani beden kaldıramadığı acıyı dışa kahkaha olarak püskürtmektedir. Çatlayıp ölmemek için kendini bu şekilde korumaya almaktadır.

******

Sadece geçen birkaç haftaya bakalım hadi birlikte. Deprem, çığ düşmesi, 2. Çığ düşmesi, sekiz askerimizin şehit olması, uçak kazası… Daha arada olup biten ve artık irili ufaklı olaylar cinsinden sayılan gasp, cinayet, intihar, çocuk istismarı, tecavüz, trafik kazası haberlerini saymıyorum bile. Bütün bu tıravmalar gazetelerin 3. sayfa haberlerinde kaybolup giden sıradanlıklar olarak algılanıyor artık.

******

Bu toplum ağıt yakmasın da ne yapsın değil mi?

Hiçbir zaman bu düşünceye teslim olmadım. Acıları ağıtlar ile anlatalım elbet ama acıyı normalleştirmeyelim, kadere bağlayıp örtbas etmeyelim. Aklı ve bilimi kullanarak hareket edelim. Ders alalım artık olanlardan. Yeter be yeter diyelim. Bi dur artık diyelim. Mümkündür bu. İnsan aklı ve ürettiği bilim buna yeter. Çıkalım artık şu Orta Çağ zihniyetinden. O zaman kurabiliriz daha güzel bir dünyayı.  Ne Batı’nın kibri ne Doğu’nun cehli, yaşasın bilimin aydınlık yüzü.

******

 Bu hafta ne bir türkü paylaşabileceğim sizinle ne bir karikatür ne de bir program kaydı. Bugün burada var olan milletimizin yasıdır sadece. Tüm ulusumuzun tekrar başı sağ olsun. Bu son olsun artık, bu son olsun.

Sosyal Medya Ve İletişim Bilgileri:

Youtube Kanalı:                       Muammer Enginsu TV

İnstagram,Facebook,Twitter: Muammer Enginsu

Editör:Mustafa Özmen

İstek ve önerililerinizi bana e-posta adresinden iletebilirsiniz.

[email protected]

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ